Ana içeriğe atla

Haberler

Engellilerin Teknolojiye Erişim Hakkı Vardır

22 Ocak 2018

Görme ve işitme engellilerin yazılı ve görsel olan her türlü materyale ulaşmasını sağlamak için dünyada uygulanan tekniklerle sesli ve yazılı betimleme uygulaması yapan, işitme engelliler için işaret dili kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan Sesli Betimle Derneği, görme ve işitme engelliler için gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeye devam ettiği birçok projeyle karşımıza çıkıyor.
Görme ve işitme engellilerin teknolojiye, bilişim ve bilgiye erişmede,  engeli olmayan bireylerle eşit imkanlara sahip olması amacıyla kurulan Sesli Betimleme Derneği’nin Genel Koordinatörü Çiğdem Yeşilırmak ile, dernek kuruluşu ve dernek öncülüğünde gerçekleştirilen projeler hakkında konuştuk.
Engellilerin “Yardıma muhtaç bireyler” algısından çıkartılarak, sadece bazı yetilerini doğuştan veya sonradan kullanamaz hale gelen bireyler olduğuna değinen Yeşilırmak, “Öncelik, engellilerin erişim hakkına kavuşmasını sağlamak.” dedi.
Yeşilırmak, bilgi, bilişim ve teknolojiye erişimin herkes için bir hak olduğunu ifade ederek, engellilerin bu erişim hakkından en iyi şekilde faydalanması gerektiğini belirtti.


Öncelikle, Sesli Betimleme Derneği’nin kuruluş hikayesini öğrenebilir miyiz?

Derneğin kuruluş hikayesi 2006 yılına uzanıyor aslında. O yıllarda Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan görme engelli öğrenciler (şimdi derneğimizin kurucuları) Engin Yılmaz, Kenan Önala tarafından gerçekleştirilen projeler ile hikayemiz başlıyor. 
O dönemde bu iki öğrenci yurt dışındaki flimlerin görme engelliler için anlatım açılımına bakıyor. Ve böyle bir etkinlik yapmak istiyorlar. Bunun üzerine üniversitede duyuru yapıyorlar. Duyuruyla birlikte şu anda derneğin Yönetim Kurulu Üyesi olan Emine Koli, (o dönemde tarih öğrencisi) ben size filmleri anlatayım diyor. Böylelikle bir ekip oluşturuyorlar ve küçük etkinlikler yapmaya başlıyorlar. Bu etkinliklerde, üç öğrenci film izliyorlar. Emine Hanım onlara film geçişlerini anlatıyor. Daha sonraki süreçte bu etkinlikler bir projeye dönüyor. Birkaç tane küçük film ve dvd’si çıkacak olan filmin yapımcısıyla anlaşarak filmlerin betimleme ile engellilere entegrasyonunu yapıyorlar.


Siz bu sürece nasıl dahil oldunuz?

Yapılan bu etkinliklerde 2010 yılına kadar çok yol alınamıyor. Ben de bir Sivil Toplum Kuruluşu gönüllüsüydüm ve o dönem engelilerle çalışıyordum. O yıllarda hepimizin yolları bir proje kapsamında kesişti ve bu etkinlikleri bir grup olarak değil de; Sivil Toplum Örgütü olarak yapma kararı aldık. Kendisi görme engelli olan Avukat Olgun Bey de, (Engin Yılmaz’ın Ağabeyi) aramıza katıldı ve beş kişi bu derneği kurduk.


Sesli Betimleme Derneği, sadece Ankara’da mı faaliyet gösteriyor?

Hem Türkiye hem de dünyanın diğer ülkelerinde derneğimizin faaliyetleri için çalışan insanlar var. Biz Ankara şubesi olarak, aslında Türkiye’nin her yerinden home ofis çalışan bir ekibin koordinasyonunu yürütüyoruz. Kanada’da seslendirmecimiz, Amerika’da betimlemecimiz, Azerbaycan’da da montajcımız var. İnternetin var olduğu her yerden faaliyetlerimizi yürütüyoruz. 


Peki o zaman, Sesli Betimleme Derneği’nin faaliyetleri, vizyon ve amaçları üzerine konuşmaya başlarsak, öncelikle Sesli Betimleme Derneği hakkında bize kısa bir bilgi verir misiniz?

Sesli Betimleme Derneği, görme ve işitme engellilerin teknolojiye, bilişim ve bilgiye erişmede, eşit imkanlardan faydalanabilmesi amacıyla kurulmuştur. Dernek, bu amaçla gerçekleştirilen çalışmalarda, görme ve işitme engellilerin yazılı ve görsel olan her türlü materyale ulaşmasını sağlamak için dünyada uygulanan tekniklerle sesli ve yazılı betimleme uygulaması yapmayı, işaret dili kullanımını yaygınlaştırmayı ve engellilerin  bunlara ulaşımını sağlamayı temel hedef olarak belirlemiştir.


Bildiğim kadarıyla engellilere erişim konusunda eşit haklar sağlamak adına birçok proje gerçekleştirdiniz ve gerçekleştirmeye devam ediyorsunuz. Bu noktada çıkış projeniz ne oldu?

Derneğimizin gerçekleştirdiği projelerin çıkış noktasını Kanal D oluşturuyor. Bizim ilk projelerimiz; görme engelliler için film ve dizi betimlemesi yapma düşüncesiyle ortaya çıktı. Bu düşünceye ilk cevap veren kurumda Kanal D oldu. İlk önce “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisi ile başladık. Kısa bir süre sonra, görme engellilerden işitme engellilere geçiş yapıldı. Ve o geçiş şu anda dünyanın gözünün önünde gelişiyor. Çünkü, tüm dünyada bu alanda ihtisaslaşarak çalışabilen tek derneğiz. Her iki engellilik türüne de kendi ihtisasları ile yöneliyoruz. Ve Birleşmiş Milletler’de de tercümanlık, erişilebilirlik noktasında örnek gösteriliyoruz.
Görme engelliler için gerçekleştirilen bu betimleme projesi, sonraki dönemlerde nasıl bir gelişim gösterdi?
Proje, Dijitürk ve TRT’de devam etti. TRT bu konuda çok radikal  bir hareket yapıp dizilerin sözleşmelerine bir madde ekleyerek, bir dizi yapımcısının kendisine dizi teslim ettiği zaman içine engelli versiyonunun da olmasını talep etti. Bu, çok radikal ve güzel bir gelişme oldu. Şu an için tabii, sadece dizilerinde geçerli. Filmlerinde veya alt kanallarında geçerlilik göstermiyor. Dijitürk de, bizim dijital platforma çıktığımız ilk alan. Orada birebir canlı yayında simultane tercümanlık yapılıyor. 


Sadece dizi ve filmlerde değil, tiyatroda da sesli betimleme çalışması yapıyorsunuz. Burada yapılan çalışmalardan da bahsedebilir misiniz?

Tabii, bizim amacımız sadece dizi ve filmlerde değil, her alanda var olmak. Tiyatroda da ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekleştirilen bir çocuk tiyatrosunda sesli betimleme denemiştik. Daha sonra Ankara’da “Grönholm Metodu” adlı tiyatro oyununa çalıştık. Hatta bu oyun kapsamında Trabzon Uluslar Arası Film Festivali’ne de gidilerek sunum yapıldı. Bu oyunun diğerlerinden farkı, işaret diliyle de tercüme ediliyor olmasıydı. 


Fındıkkıran Balesi’nin sesli betimlemesi yapıldı

Geçen sene gerçekleştirilen çalışmamızda da, Fındıkkıran Balesi’nin sesli betimlemesini yaptık. Bir balenin simultane görme engellilere tercümesi yapıldı. Balede yer alan bütün figür ve hareketleri, ilişkileri, geçişleri ve kıyafetlerinin hepsi görme engellilere anlatıldı. Bu yapılabilir bir şey. Dünyada da bunun örnekleri var. 


Şu an için gündemde olan projelerinizden bahsedecek olursanız…

Şu anda gündemimizde olan şey, Sabancı Vakfı’nın Atlı Köşkü’ndeki eser veya detaylara engelli erişiminin sağlanması. Orayı ziyaret eden engellilerin içindeki müze içerisindeki, bütün eserlere, detaylara vakıf olmasını sağlamak. Engellilerin sergi alanındaki, geçiş yolundaki her şeye erişimini sağlamak istiyoruz.


Sesli Tablolar Projesi de devam ediyor

Tivibu ve Türk Telekom’un oluşturduğu “Konuşan tablolar” projesi de devam eden projeler arasında. Bu projede kapsamında, Türk Telekom’un seçtiği ünlü bir ressamların tabloları, engelliler için özel bölümlerde sergileniyordu. Görme engelli, tablonun önüne geldiği zaman bir kulaklıkla tablonun içindeki bütün detaylar, görme engelliye seslendiriliyordu. Bu proje yeni tablolar üzerinde çalışılarak devam ediyor.


Kitap betimlemesi yapıyoruz

Gerçekleştirdiğimiz diğer bir çalışma, kitap betimlemesi. Burada kitap okuma değil; kitap betimlemesi yapıyoruz. Temel amaç, özellikle çocuk kitaplarının içerisinde yer alan resimlerin betimlenmesi. Bu betimleme tekniği, çizgi roman ve karikatürlerde de uyguladığımız bir teknik.


Ahmet Yesevi’nin eserleri, engellilerin erişimine uygun hale getirildi

2016 Ahmet Yesevi yılı kapsamında gerçekleştirdiğimiz çalışmada yer alan eserde, Ahmet Yesevi’nin bütün Divan-ı Hikmeti baştan sona okundu. Eser, işaret diline çevrildi. Ve buradaki bütün minyatürlerde görme engelliler için anlatıldı.


Hayal ortağım projesi, her sene ödül alan bir proje

Türkiye’ye her sene ödüller kazandıran “Hayal ortağım” projesini Turkcell hayata geçirdi. Bu, bilindiği üzere görme engelliler için bir platform. Sadece görme engelliler için değil; herkesin kullanabileceği bir platform. Telefonunuza indirdiğiniz ablikasyon ile perde de gösterilen filmin sesi, telefondaki görme engellinin kulağına geliyor.
Vizyona girmiş bir film, eğer Turkcell’in anlattığı anlaşma ile bize gelmişse, biz filmi vizyona yetiştiriyruz. Görme engelli, filme girmeden önce bulduğu filmin ses dosyasını telefonuna indiriyor. İçeri girdiğinde, film başladığında telefonundaki ses dosyasının başlat tuşuna basarak, perdede olan filmi aynı anda dinleyebiliyor. Bunun iki yıldır sponsorluğunu da Sesli Betimleme Derneği yapıyor. 


Diğer kurumlardan, çalışmalar konusunda destek görebiliyor musunuz?

Evet, aslında biz işi kendimiz seçmiyoruz. Bize talep olarak geliyor. Talep olan işi yapıyoruz. 
Kendi seçiçiliğimiz ise, yaptığımız işlerden kazandığımız minik miktarlardan şu an 700’e ulaşan dernek arşivinden yaptığımız filmler noktasında oluyor. Yani piyasaya çıkan, vizyondan düşmüş, internet ortamında bulunabilecek her türlü filmin engelli erişimini yapıyoruz. Görme engelliler için sesli betimleme, işitme engelliler için alt yazı ve işaret dili kullanıyoruz. Bu yapığımız filmleri de bize veya Boğaziçi Üniversitesi’ne (GETEM) üyeliği olan ya da bize raporlarıyla başvuran engellilere ücretsiz olarak gönderiyoruz. 


Bundan sonraki süreçte, yapılan veya yapılacak çalışmalar kapsamında belirlediğiniz hedefler neler?

Aslında şu anda belirlediğimiz hedef, bu projelerin daha çok artırılabilmesi adına RTÜK’ün bir adım atması. Çünkü RTÜK’te şöyle bir yasal düzenleme var; “Televizyon ya da yayın organlarının ürettiği her şeyin yüzde 33’lük kısmı engelli erişimine tabi olmalı.” Fakat, bu düzenlemenin alt metinlerine baktığınız zaman engelli erişimi olarak kastedilen, alt yazıyla desteklenmesi. Bu durumda alt yazıyla desteklenen bir faaliyette zaten bir görme engellilerin erişim hakkı sağlanmamış oluyor. Yine sadece alt yazı yazdığınız zaman, okuma yazması az olan ve hızlı geçen bir alt yazıdan hiçbir şey anlamayan işitme engellilerin de erişim hakkına ulaşamadığı anlamına geliyor. Eğer, engelli grubunun 3’te 2’sinin erişim hakkına ulaşmasını engellerseniz, RTÜK olarak yaptığınız iş, “engelli erişimini sağlamak” olmuyor. Bu noktada, mevcut olan düzenlemenin daha detaylı bir şekilde ele alınması gerekiyor.

http://www.ticarihayat.com.tr/haber/Engellilerin-teknolojiye-erisim-hakki-vardir/13253