KARİKATÜRLER

Adalet Yok Adalet

Betimleyen: Rahime DÖNER

6. His filminden iki fotoğraf… Alt alta getirilerek birleştirilmişler.  Karelerde, hafif loş bir oda içerisinde Haley Joley Osment’ın oynadığı Cole Sear çocuk karakteri, diğerinde Bruce Willis’in oynadığı Psikolog Malcolm Crowe karakteri…

Kızgın bir ifadede kaşları hafif çatık ve dudakları kapalı şekilde başını sağa çevirmiş, alttaki karede bulunan Dr. Malcolm Crowe ‘a odaklanmış Cole’un fotoğrafının alt kısmındaki küçük beyaz harfli konuşması: “Hayatta her işi denk giden insanlar görüyorum”

Kaşlarını hafif kaldırmış biçimde, aralık dudaklarla hafif sağına dalmış Malkım’ın fotoğrafının alt kısmındaki küçük beyaz harfli konuşması: “Onların ağzına sıçıyım ben”

 İki karelerde yakın planda; Cole ortada, Dr. Malcolm sol tarafta. Cole kumral,  9-10 yaşlarında, beyaz tenli, hafif dalgalı saçları biraz uzun. Yanakları hafif pembe… Üzerinde boynuna kadar örtülü açık pembe bir battaniye ve başının altında beyaz bir yastık ile uzanır şekilde. Solunda asılı olan perdenin bir kısmı görünmekte… Dr. Malcolm kumral, beyaz tenli, 30’ların sonlarında bir adam.  Alnı geniş. Siyah saçları hafif dalgalı… Yüzü traşlı. Üzerinde gri ince kazak.  Boynundan aşağısı görünmüyor. Arkasında çaprazında duvar ve solunda perde bulunmakta.

Ahh Çocukluk

Betimleyen: Büşra ÇELİK

Şener Şen’in ağa karakterini oynadığı Züğürt Ağa filminden bir sahne… Haraptar Köyü’nün ağası, yardımcısıyla birlikte kamyonetle domates satıyor. Ağanın yüzündeki şaşkınlık ifadesiyle birlikte gözlerini yukarı dikerek bakakalışı göze çarpıyor.

 Fotoğrafın alt kısmında ağanın yüzünün aldığı durumla bağdaşan,  kırmızı şeritteki büyük beyaz harfli konuşma: ‘’İlkokulda şiir okurken unutunca’’

40’larının ortalarında olan ağa, mavi kamyonetin şoför koltuğunda oturuyor. Kaşları simsiyah ve kalın, bıyıkları da gür ve siyah. Kasketinin altından siyah saçları gözüküyor. Yüzü ise yeni tıraş olmuş gibi. Yakın çekim olduğu için ağanın göğüs hizasına olan kısmı, kamyonetin açık olan camı ve pikap kısmındaki domates kasalarının küçük bir bölümü gözüküyor. Ağanın yardımcısı fotoğraf karesinde yok.

Ağanın üstünde mavi bir gömlek, siyah bir ceket ve başında siyah kasket var. Hafifçe öne doğru eğilmiş müşterilere bakmak için. Mikrofon olan sağ elinin sadece parmakları gözüküyor.

Nasılsın?

Betimleyen: Gülce BULUT

Gündüz vakti çimlere uzanarak oturmuş hunili bir adam ve yanındaki patikadan yürüyen bir adam…

Görselde sol tarafta bir ayağını ve bir elinin işaret parmağını sağdaki adamın yüzüne doğru şakacı bir ifadeyle uzatan hunili adamın konuşma balonu: “İYİ GÜNLER VELİ ABİ. NASILSIN?..”

Huniliye sinirli bir şekilde bakan gözlüklü ve takım elbiseli adamın konuşma balonu: “BENİMLE BU ŞEKİLDE KONUŞAMAZSIN!..”

 Hunili adamın üzerinde dizden altını açıkta bırakan sarı tonunda v yakalı bir elbise ve kafasında bir huni var.  Burnu büyük ve çıkık… Gözbebekleri farklı yönlere bakıyor. Sağ kolunu dirseğinden bükerek yere dayamış ve sol bacağını dizinden kırarak yere oturmuş. Takım elbiseli adam koyu yeşil bir takım elbise ve içine beyaz bir gömlek giymiş. Ayakkabıları ve kravatı da yine koyu yeşil… Elinde evrak çantası taşıyor. Çenesinde gamze, burnunun altında ise ince siyah bir bıyık var. Burnu eğik. Kafasının üst kısmı saçsız ama yanlarında saçları var. Yeşil çimlerin ve patikanın üzerinde, fonda sağ ve sol tarafta uzunlu kısalı apartmanlar görülüyor. Görselin üst yarısındaki açık sarı gökyüzünün ortasında iki beyaz bulut bulunuyor.  

Kuşlar

Betimleyen: Selin AKGÜL

Açık havada, sınır çizgisi hafif yuvarlak olan zemin üzerinde biri kadın üçü adam olan 4 kişi.  Ayakta yan yana dizilmişler. Adamlardan biri hunili…

Sol başta İşaret parmağını havaya doğru kaldırmış, mutlu gibi gözüken kıvırcık saçlı adamın konuşma balonu: “BİR KUŞ!...”

Göğüs hizasında tuttuğu Sol işaret parmağını göğe doğrultmuş aralık dudaklarla oraya doğru bakan kadının konuşma balonu: “BİR UÇAK…”

Başını havaya doğru kaldırmış, belirsiz bakışlarıyla şaşkın gibi gözüken dik saçlı adamın konuşma balonu: “SÜPERMAN!...”

Başına taktığı sarı hunisiyle en sonda, sağda duran ve iki parmağını solundaki bir yere doğru uzatmış gösteren adamın konuşma balonu: “ABİ KUŞLAR İKİ OLSUN…

Sol gözü kısık sağ gözü tam bakmış. Burnu uzun, huninin altından 4 tel siyah tonda saçı gözükmekte. Üzerine beyaz tonda kolları uzun bir elbise giymiş. Ayakları çıplak.

Burnu uzun ve sarkık kıvırcık saçlı adamın üzerinde kazak altına ve paçaları bileğin yukarısında biten bir pantolon ve önü kapalı beyaz ayakkabılar var.  Kadın kazak, gömlek ve boyu kıvırcık saçlı adamınki gibi olan bir pantolon ve beyaz ayakkabının aynısını giyinmiş.  Hafif uzun siyah saçları atkuyruğu modeli…  Siyah dik saçlı Adamın burnu uzun, gözüken kulağı kepçe. Boynuna atkı dolamış. Üzerinde kazak,  diğerleriyle kısalığı aynı olan bir pantolon ve beyaz ayakkabıdan var.

Gurubun durduğu tek ağaçlı gri zeminin arkasında sağda ve solda başları hafif yana yatmış gibi duran binalar bulunuyor. Gökyüzünün aşağıda beyaz olan rengi yukarı doğru açık mora dönmüş.

İşini Bitir, Gene Uç

Betimleyen: Selin AKGÜL

Şato olan ağaçlı bir tepede elinde uzun saplı çalı süpürgesi, sırtında pelerini, gözünde gözlüğüyle Harry Potter vari bir erkek çocuk ve elini onun kafasına bastıran bir adam. İkili ayakta.

Yana devirdiği gözleri ve yamulttuğu aralık dudaklarıyla ciddi bir ifadede sağında duran çocuğa bakan adamın konuşma balonu: “BEN ŞİMDİ GİDİYORUM. DÖNDÜĞÜMDE YERDE Bİ TANE İZMARİT GÖRMİYCEM…”

Elin basıncıyla kafasını hafif omuzlarına çekmiş, afallamış bir ifadede pörtlek gözleriyle adama bakan çocuğun konuşma balonu: “ABİ BEN HARRY POTTERİM BUNLA UÇUYORUM Bİ TEK…”

Adam:  İŞİNİ BİTİR, GENE UÇ.

Adamın kafasının ortasında ve kulaklarının arkasında birer tutam siyah saç ve ortası boş bırakılarak ikiye bölünmüş siyah bir bıyığı var. Kazak, pantolon ve hafif topuklu ayakkabılar giymiş.

Çocuğun kâküllü siyah saçları kısa; kıvrımlı çenesine kadar.  Üzerinde haki tonlarında bir kazak, altında gri tonlarında bir pantolon var. Ayakkabısı hafif topuklu ve gri tonda…

Kahverengi tonlarındaki şato görselde, solda… Üzerinde vücudu ve yüzü ikiliye dönük, başında iki boynuzu olan uçar halde bir ejderha… Ağzı açık ve ön sivri iki dişi gözükmekte… Kuyruğu kısa ve ucu üçgen şeklinde.

Gökyüzü mavi tonda ve üzerinde sarı tonda birbirinden ayrık bir biçimde 3 yıldız, 1 ay var.

İşte Hizmet Buna Denir

Betimleyen: Selin AKGÜL

Mavi ve mor tonlarındaki bir odada, kulağında telefon ahizesiyle parmağını bir tuşta basılı tutan hunili bir adam…

Gri tondaki kablolu ahizeden gelen sesin konuşma balonu: “BAHÇELİEVLER AKIL HASTANESİ’NE HOŞGELDİNİZ… FOR İNGİLİŞ, FAYF İNGİLİŞ… DAHİLİ NUMARAYI BİLİYORSANIZ TUŞLAYINIZ… BİLMİYORSANIZ BEN SÖYLİYİM ONALTI… AMBULANS İÇİN BİRİ, ACİL SERVİS İÇİN BAŞKA BİRİ GİBİ TUŞLAYINIZ…”

Açık ağzıyla gülümseyen bir ifade olan gözleri pörtlek hunili adamın konuşma balonu: “AMBULANS İSTİYORUM… BİR.”

Telefondaki ses: NANİİİİİİNANİİİİİNANİİİİ

Hunili:  İŞTE HİZMET BUNA DENİR…

Telefondaki ses: “O ZAMAN SİZİN İÇİN HİZMET ALTINMEŞE’DEN GELİYOR… SİZE SELAM GETİRMİŞ MİYEM?... EVET GETİRMİŞEM.”

Hunili adam kilolu… Üzerine mavi tonlarda bir ceket giyinmiş.

Görselde, sağda olan mavi tondaki duvarda sadece bir bölümleri görünen altlı üstlü iki çerçeve asılı. Birinde hunili adamın portre resmi var.

Sağında, önüne yanlamasına bir koltuk konulmuş mavi tonlarda bir perde bulunuyor.

Üşüdüm

Betimleyen: Selin AKGÜL

Karın olduğu bir alanda birden fazla penguen gözükmekte.

Suratını solunda duran penguene doğru çevirmiş, kızgın bakışlarla ağzı bağırır gibi açık olan penguenin konuşma balonu: “ULAN ÜŞÜDÜM DİYORUM, NESİNİ ANLAMIYOSUNUZ?!”

Gagası sarı, gözleri yuvarlak sinirli penguen battaniye gibi bir örtüye sarınmış. Sadece siyah tondaki başı ve ayak parmakları açıkta… Elinde içinden buhar yükselen yeşil tonda, kulplu bir bardak tutuyor. Solunda duran arkadaşı şaşkın bakışlarla kollarını dua eder gibi havada tutuyor.

Arkasında meraklı bir penguen ordusu var. Şaşkın bakışlarla yanında duranlar net, gerisinde duranlardan ikisinin burnu ve gözleri belirgin, diğerleri ise tamamen gri bir siluet halinde.

Kedinin Önünde

Betimleyen: Selin AKGÜL

Açık havada toprak üzerinde oturmuş sırtı dönük bir adam, bir kadın ve bir kedi var.

Yüzü adama dönük olan kadının konuşma balonu: “İLİŞKİNİN ÖMRÜ BİTTİ, NİYE ANLAMIYOSUN? İNATLA AYRILMAK İSTEMİYOSUN… SAÇMA SAPAN BAHANELER BULUYOSUN…”

Oturduğu yerde önüne bakan adamın konuşma balonu: “KEDİNİN ÖNÜNDE TARTIŞMAYALIM…”

Saçları siyah, uzun ve dalgalı olan kadının dudakları büyük… Kulağında gri tonda halka küpe var. Üzerine gri tonda bir kazak giyinmiş. Altında da mavi tonda bir pantolon var gibi.

Adamın saçları kahverengi ve kısa. Üzerine siyah tonlarda yakası olan bir kazak, altında da gri tonda bir pantolon giymiş. Sağ yan tarafında mavi tonda sırtı dönük bir kedi var.

Görselin sol ve sağ kısımlarında ağaçlar gözükmekte. Mavi  tondaki gökyüzünde beyaz bulutlar, siyah martılar var.

 

Kavurma

Betimleyen: Selin AKGÜL

Yeşil bir alan içerisinde iki koyun ve bir kuzu var.

Görselde, solda duran açık ağzından iki dişi gözüken koyunun konuşma balonu: “AH CANIM PEKTE TATLI, SİZİN Mİ? SÖYLE BAKALIM BÜYÜYÜNCE NE OLACAKSIN?..”

Görselde, anne koyunun yanında sağda duran kuzunun konuşma balonu: “KAVURMA…”

Kuzu beyaz tonda… Açık ağzından üst iki dişi gözükmekte… Gözleri pörtlek.

Koyunların arka kısmında hem sol hem sağ tarafta çam ağaçları var.

Sarı tondaki gökyüzünde martılar var ve gökyüzünün sağ üst köşesinde beyaz bir bulutun bir kısmı gözükmekte.

 

Kadın Olmak

Betimleyen: Selin AKGÜL

Beyaz fon üzerinde sol tarafta duran bir kadın ve sağ tarafta duran bir adam…

Kaşlarını çatmış, sinirli ve bağırır gibi ağzını açmış kadının konuşma balonu: “HERKESİN NE YAPMAM GEREKTİĞİNİ SÖYLEMESİNDEN BIKTIM!!!”

Kaşları havada, kapalı gözleriyle gayet sakin bir halde olan adamın konuşma balonu: “BIKMAYACAKSIN.”

Uzun, mavi saçları olan kadının gözleri iri, dudakları büyük ve üst dişleri gözükmekte…

Kadın kollarını arkaya doğru uzatmış, bacaklarını bükmüş. Üzerine açık mavi tonlarında bir üst ve pantolon giyinmiş.

Adamın burnu kıvrımlı ve büyük, burnunun altında ince bir bıyığı var. Ağzı küçük ve yuvarlak bir şekil almış. Adam sol kolunu beline dayamış, sağ elini de havaya kaldırmış. Üzerinde açık mavi tonlarında gömlek ve pantolon var.

 

İtalyanca Ezan

Betimleyen: Selin AKGÜL

Bir türbe içerisinde ellerini iki yana açmış dua eden bir kadın var.

Kadının başının üstünde siyah tonda yazılmış olan yazı: “Kimse kimsenin dini inançlarına saygısızlık etmesin. Kimse Allah’la arama girmesin. Ayrıca ezanla da arama girmesinler. Eskiden ne güzel ezan Türkçe okunuyormuş… Cami falan da Türkçe’ymiş. Haa, yine Türkçe olsa namaza gider misin derseniz gitmem ama İtalyanca olursa belki iki rekâtta kılarım. Hah hah haay, selam sana cehennem!!! Şaka şaka tövbe.”

Kadının saçları turuncu tonda ve kısa. Başında küçük, pembe tonunda mendile benzer bir örtü var. Kulağında sarı tonda, halkalı bir küpe var.  Küçük dudaklarını kırmızıya boyamış. Pembe tonunda yakaları olan uzun kollu bir üst giyinmiş. Uzun suratı, çenesi ve boynu bir gibi… Bu haliyle ters üçgeni andırıyor. Burnu küçük ve kıvrımlı, gözleri pörtlek, alt kirpikleri belirgin, gözleri yarım açık.

Türbenin sağ ve sol tarafında olmak üzere demir parmaklı iki penceresi var. Ve duvarlar mavi tonda.

Gözler

Betimleyen: Selin AKGÜL

Oda içerisinde bir anne, bir baba ve bir çocuk var.

Pörtlek gözleriyle annesine dönmüş, mutlu bakışlarla ayakta duran çocuğun konuşma balonu: “GÖZLERİMİ KİMDEN ALMIŞIM BİLMİYORUM AMA KESİNLİKLE SENDEN ALMAMIŞIM ANNECİĞİM…”

Patates soyan ve yana devirdiği gözleriyle muzip ve keyifli bir ifadede oğluna bakan annenin  konuşma balonu: “NİYE?..”

Çocuk: “ÇÜNKÜ GÖZLERİMİ SENDEN ALAMIYORUM…”

Anne: “AY AY AAAY…”

Gazete okurken yan yan çocuğa bakan babanın iç konuşma balonu: “G.TE BAK SEN…”

Çocuğun üstünde yarım kollu bir tişört ve kırmızı tonda bir alt var.

Saçları siyah, uzun ve dalgalı olan anne üzerine bordo renkli, uzun kollu bir hırka giyinmiş. Hırkanın içerisinde beyaz tonda bir üst var. Altına açık pembe tonunda bir etek giyinmiş gibi.  Gözleri büyük, ağzı, dudakları büyük ve burnu uzun… Patateslerin olduğu kap kucağında.

Babanın gözleri kısılmış ve üç tel saçı çıkmış. Üzerinde mor tonda bir üst, altında da koyu tonda bir pantolon var ve ayak üst üste atmış bir şekilde oturmuş.

Koltuklar kırmızı, iki çerçeve asılı olan duvar mor tonda.  

 

Mezarlık

Betimleyen: Fatma DALAY

Orta yaşlarda bir adam, mezarlıkta başına oval biçimde taş yerleştirilmiş bir mezarın başında duruyor. Toprağın altından bir el dışarı çıkmış, adama doğru bir avuç toprak savuruyor.

Orta yaşlardaki adamın konuşma balonu: “İsmail abi senden sonra Rihanna diye bi hatun çıktı, Allahıma böyle memeleri var!”

Mezardaki adamın konuşma balonu: “Eeh, s.ktir git be!!! Ben de dua ediyosun sandım!!!

Adam, iri yarı ve kilolu… Saçları dökülmüş, gözleri patlak, burnu uzun ve kalın. Ağzı, tek çizgi biçiminde ve küçük… Çenesi gerdanıyla birleşmiş. Uzun kollu tişört ve pantolonla…  Ellerini dua eder gibi kaldırmış. Avuç içleri birbirine dönük…

 Mezarın başına, oval bir taş yerleştirilmiş. Ölü adam, kabarık denebilecek toprağın altından kolunu dirseğine kadar çıkarmış.

Soluk yeşil tondaki gökyüzünde birkaç bulut var. En geride ince-uzun bir iki selvi ağacı göğe doğru uzanıyor.

Karikatürün sol üst kısmında yüzü daire biçiminde çizilmiş kel ve şişman orta yaşlı bir adamın yüzü var. Dairenin yarısını gerdanı doldurmuş. Gözler kısık ama patlak gibi. İnce-uzun burnu üst dudağına doğru kanca gibi eğilmiş. Sırıtan ağzı tek çizgi… Adamın yüzünün çevresinde, tekrarlarla daire oluşturmuş şekilde, küçük siyah harflerle  “Düz adam sami abi” yazıyor.

Kedi ve Kadın

Betimleyen: Fatma DALAY

Aydınlık bir odada,  biri orta yaşlarda diğer daha genç iki kadın ve tombiş bir kedi var. Kadınlardan daha genç olanı kediyle konuşuyor.

Genç kadının konuşma balonu: “Kız sen ne tatlı olmuşsun görmeyeli…”

Kedinin konuşma balonu:  “Ay bişey de yapmadım, saçımı taradıydım elimi yalayıp… O mu acaba?”

Genç kadın, yan durarak yere çömelmiş, aralık köfte dudaklarıyla sevgiyle kediye bakıyor.  Dizinin biri yerde diğeri dizinden kıvrılmış,  sağ ayağı zemine basıyor. Uzun iri dalgalı saçları belini örtüyor. Üzerinde uzun kollu bir tişört, pantolon ve çorap var.  Yuvarlak patlak gözlerinin içindeki gözbebekleri nokta biçiminde.  İnce uzun burnu sosise benziyor.

Diğer kadın, genç kadının biraz arkasında… Odanın kapısının önünde yan durmuş,  gülümseyerek konuşan ikiliye bakıyor.

Kedi, duvara yanaşmış. Patisini yanağına dayamış. Kendini beğenmiş bir edada pörtlek gözleriyle gülümseyerek genç kadına bakıyor.  Şişman, kalın kuyruklu, sarman adı verilen sarı renkli iri bir kedi. Kuyruğunu patisine doğru dolandırmış.

Kişiler ve eşyaların rengi mor ve tonlarından oluşmuş. Küçük pencereli odada, yuvarlak biçimli bir halı ve şifonyer var.

 

Amaan Sağlıklı Olsunlar da!..

Betimleyen: Fatma DALAY

Anne rahmindeki bir bebek endişeli bir yüz ifadesiyle kendi kendine konuşuyor.

Konuşma balonu: “Erkek olanına baba, ötekine de anne derim… Amaan … Sağlıklı olsunlar da!”

Saçsız, kocaman kafalı tombiş bir bebek. Yüzü karşıya dönük, dizlerini karnına doğru çekmiş. Sağ kolunu sağ dizine doğru dümdüz uzatmış.  Parmakları açık, işaret parmağını yanağına bitiştirmiş. Dizlerinden kıvırdığı bacaklarını karnına doğru çekmiş.  Küçük yarım ay biçimindeki birbirine bitişik gözleri endişeli. Burnu minicik. Tek çizgiyle belirtilmiş ağzını bükmüş. Yanakları dışarı doğru yuvarlak. Sağ kulağı ufacık.  Göbek bağı, dalgalı biçimde rahim duvarına doğru uzanmış.

Rahimdeki bebek, içten dışa doğru koyulaşan daire biçimli üç alanın en iç kısmında. Bebeğin çevresine küçük kısa çizgiler çizilmiş. İkinci alan daha koyu bir kahverengi ve bebek kordonunun bir ucu, annenin karnını simgeleyen  bu daireye doğru çizilmiş. En dıştaki alan ise simsiyah…

Baba ve Kız

Betimleyen: Fatma DALAY

Geniş penceresinden günışığının girdiği odada bir adam ve 5-6 yaşlarında bir kız çocuğu oyun oynuyor.  Çocuk sanki ata binmiş gibi babasının sırtında. Baba emekleme pozisyonunda ellerini halıya dayamış, gülümsüyor.  Pencerenin arkasında dışarıda duran bir at,  oynayan babayla kızına doğru dudaklarını bükerek bakıyor.

Çocuğun konuşma balonu: “Deh dıgıdık… Dıgıdık”

Atın konuşma balonu: “Sahte hayatlar, yalan dünyalar”

Genç baba, siyah dalgalı saçlı… İri-yuvarlak gözlü, havuç gibi ince uzun burunlu ve kepçe kulaklı.  Üzerinde kollarını dirseklerine kadar kıvırdığı yakalı bir tişört, pantolon ve çorap var.

Kız, uzun siyah saçlarını ortadan ayırmış. İki yandan atkuyruğu gibi toplanmış saçları yukarıya doğru savrulmuş. Patlak gözleri, minik bir sosise benzeyen burnu var. Kahkaha atar gibi keyifli gülümsüyor. Sağ eliyle babasının tişörtünün yakasını tutarken sol kolunu el parmakları açık şekilde havada hafif geriye doğru kaldırmış. Üzerinde kısa kollu bir tişört, dizaltı bir pantolon var. Ayakları çıplak.

Pencerenin pervazına başını dayamış duran atın gözleri hafif kısılmış. Kederli kederli bakıyor. Burun delikleri kabarık, uzun ağzını bükmüş. Dışarı doğru çıkmış üç büyük dişi var.

Odanın duvarına iki çerçeve asılı. Perdeleri yanlara çekilmiş pencereden dışarısı görünüyor. Atın gerisinde evler siluet biçiminde. Gökyüzü açık.

Yaşlı Adam ve Delikanlı

Betimleyen: Fatma DALAY

Öncesi ve sonrası olarak iki çerçeveye bölünmüş karikatürde bir delikanlı ile 60’lı yaşlarda bir adam, günışığının aydınlattığı sokakta karşılıklı konuşuyorlar.

Öncesi:

Delikanlının konuşma balonu: “Dediğin oldu Akif amca…Kız kabul etti teklifimi…”

60’larındaki Akif amcanın konuşma balonu: “Ee.. Biz bu saçları değirmende ağartmadık…”

Delikanlı: “Ne Saçı?”

Sonrası:

Akif amca: “Saçım nerde lan?!!!”

Delikanlı: “Hadi iyi günler.”

Akif amca: “İyi günler.”

İlk karikatürde; delikanlı, memnun bir yüz ifadesiyle Akif amcaya dönük… Onun sağında duruyor. Kısa boylu, tıknaz.  Gür ve kısa saçlarının uçları havaya doğru dik dik. Patlak gözlü ve yuvarlak büyük burunlu. Sakalsız ve bıyıksız… Dudakları tek çizgi… Üzerinde bir tişört var. Omuzları düşük. Sırtı hafif yuvarlak.

Akif amca, ellerini arkasına birleştirerek hafifçe geriye kaykılmış.  Bilgiç bir edayla sırıtırken, yarım ay biçimindeki beyaz kaşları kalkık. Saçları dökülmüş. Yuvarlak çerçeveli, kalın camlı bir gözlük takmış. Sosise benzeyen ince uzun bir burnu var. Dudakları tek çizgi… Çenesi gerdanının üstüne hafif sarkmış.  Üzerine bir ceket, içine üst düğmesi açık bir gömlek giymiş.

İlk karikatürde delikanlı, ‘Ne saçı?” dedikten sonra, ikinci karikatürde Akif amca, elleriyle başını tutarak hayretle ağzını sonuna kadar açmış. Yarım ay biçimindeki kaşları, yukarıya bakan hilal şeklini almış. Şaşkın yüz ifadesiyle delikanlı,  uzaklaşmak üzere sırtını Akif amcaya dönmüş. Dudakları üzülmüş gibi aşağıya doğru bükülmüş.

Geri planda boyutları birbirinden farklı, soluk gri renkte apartman siluetleri var.

 

Beni Bir Sen Anladın, Sen de Yanlış Anladın

Betimleyen: Duygu DALASLAN

Şehrin kenarında bir dış mekân… Hava parçalı bulutlu, martılar uçuyor. Arkada gökdelenler görünüyor. Gökyüzü açık pembe, çalılık ise turuncu resmedilmiş. Bir masada karşılıklı oturarak sohbet eden iki adam var. Adamlardan bir tanesi turuncu bir gömlek giymiş. Kalın camlı, yuvarlak çerçeveli bir gözlük takıyor. Göbeği masaya dayanmış. Sivri bir çenesi, büyük bir burnu var. Saçları yanlardan açılarak seyrelmiş… Sağ dirseğini arkaya dayamış, sandalyesinde kaykılıyor. Sol eliyle de masadaki ince belli çay bardağını tutuyor. Karşısındaki adam beyaz gömlekle kahverengi bir ceket giymiş. Yuvarlak bir yüzü, eğri burnunun altından gözüken ince bıyıkları, seyrek saçları var. Baygın bakışlı… “Dur” der gibi avucunun ayasını gözlüklü adama göstererek kolunu uzatmış.  

Gözlüklü adamın konuşma balonu: “İDEALİZM, KONFORMİZM, HATTA DETERMİNİZM TAMAM. AMA DOKTRİNLE NASIL YAŞANIR, AKLIM ALMIYOR!!!”

Karşısındaki baygın bakışlının konuşma balonu: “YOO…”

Gözlüklü: “NASI YOO…”

Baygın bakışlı: “YOK Kİ…”

Gözlüklü: “NE YOK Kİ…”

Baygın bakışlı: “BİLGİ YOK Kİ BENDE BUNLARI ANLAMAK İÇİN…”

Gözlüklü: “HAA… SÖYLESENE…”

Baygın bakışlı: “DETERJANI ANLAYINCA DİĞERLERİNİ DE ANLARIM SANDIM…”

 

Betimlemelerinizi Alalım

Betimleyen: Büşra ÇELİK

Tek katlı umumi bir tuvaletin önünde iki adam…
Müşteri olan tuvaletin kapısından çıkmakta, görevli olan ise elinde yanan sigarasıyla dış duvara bitişik masanın arkasında, taburede oturmakta.

Memnunsuz ve biraz da sinirli bir ifadede sağ elinin baş parmağıyla tuvaleti işaret eden müşterinin konuşma balonu ‘’Birader, içerideki dev kakayı ben bırakmadım haberin olsun… Ben geldiğimde vardı o…’’
Kalkık kaşları ve yüzündeki alaycı bir ifadeyle kafasını sağında duran müşteriye çevirmiş olan görevlinin konuşma balonu ‘’Nerden bileceğiz?’’
Müşteri: ‘’Ne demek nerden bileceğiz… On saniyede girdim, çiş yapıp çıktım lan ben… Kışlık erzak gibi bırakmış adam. Boş vakitlerinde yapmış sanki.’’
Görevli: ‘’Hmmm… Kışlık erzak fena değil… Boş vakitlerinde yapmak da değişik… Güzel… Merak etme ben yaptım onu. Görenlerin betimlemelerini not alıyorum.’’
Müşteri: ‘’Allah Allah… Kakayla birlikte kafa da gitmiş senin.’’
Görevli: ‘’Evlense çocuğu olur diyen oldu…’’

İri bir gövdesi olan görevli oturduğu taburede sırtını duvara yaslamış; sol elinde sigarası, sağ elinde de kalem var. Masada ise bir kolonya şişesi ve kağıt peçeteler...

Delirin

Betimleyen: Tuğrul DİNÇER      

Karikatürist Yiğit Özgür`e ait olan Hunililer serisinden bir karikatür. Karikatür, üzerinde hafif hafif görülen çizikleri ile bir tahta zeminde. Kafasında ters çevrilmiş kırmızı renkte bir huni taşıyan karakter, resmin sol orta tarafında konumlanmış. Hunilinin göğüs ve omuz kısmından yukarısı görülüyor. Burnu biçimsiz, aşağı sarkık ve büyük. Ağzı da aynı oranda büyük ve sağa doğru kıvrılmış, dertli ve bezmiş bir yüz ifadesine sahip. Göz bebekleri birbirinden zıt yöne ve dışarı doğru kısık bakıyor. Kaşlar gözlerin bitiştiği yerden başlıyor ve huninin başlangıcında zıt yönlere ve dışarı doğru kıvrılıyor. Kulaklar küçük ve burun hizasında.

 Mottosu ise şöyle:

 "Bence herkes delirsin, Bu dünyanın kahrı başka türlü çekilmiyor"

Karikatürün alt tarafında eşit aralıklarla üç sosyal medya hesabı logoları ile birlikte verilmiş. Birinci logo sosyal medya hesabı "facebook" a ait. Mavi bir dairenin içinde küçük “f” harfi. Yanında sayfa adı yazıyor "hunilisözlük".

İkinci logo, sosyal medya hesabı "twitter" a ait. Mavi bir dairenin içinde kanatlarını açmış, beyaz bir kuşun sağ profili. Yanında "huniliofficial" yazıyor.

Üçüncü logo sosyal medya hesabı "instagram" a ait. Haki renkte bir dairenin içinde bir fotoğraf makinesinin ön yüzü şeklinde. Yanında "huniliofficial" yazıyor.  Ve son olarak karikatürün ortasında silik bir şekilde, büyük punto ile hunili sözlük yazısı yer almış.

 

Averaj

Betimleyen: Emir YALÇINLI

Nihat Hatipoğlu ile iftar programı üzerine hazırlanmış bir caps.

Seyircilerden biri ayağa kalkmış. Başı kapalı, elinde mikrofon var. Açık havadaki programda diğer seyircilerin çoğu karşılarına, birkaç tanesi de ayağa kalkmış olan kadına bakıyor. Altyazıda şöyle yazıyor:
“Sevdiğime kavuşmak için dua ediyorum, o da kendi sevdiğine kavuşmak için dua ediyor, kimin duası kabul olur?”

Bu soruyu ayakta, elinde mikrofon tutan kadın soruyor. Altyazının da altında, kırmızı renkte bir şerit var. Şeridin ortasında beyaz renkte “ikili averaja bakılır” yazıyor.

Cevabı Hazır

Betimleyen: Tuğrul DİNÇER

Karikatürist Selçuk Erdem`in kafasındaki cehennem ortamı yansıtılmış. Karikatürün en üst kısmında hemen hemen bir serçe parmak kalınlığında gri, üst kısmı sağdan sola kaplayan bir duman bulutu bulunuyor. Dumanın altında dumanın kapladığı yer bakımından üç katı kadar bir duvar var. Duvar alevlerin gölgesinde farklı farklı kırmızı tonlarında. Duvarın bitiminde siyah bir şerit var ve bu şeritten itibaren zemin başlıyor.

Fokurdayan lav çukurunun sağ kenarında şaşırmış ifadesiyle resmedilmiş bir cehennem zebanisi duruyor. Zebani, inek şeklinde tasvir edilmiş. İnek, iki arka ayağı üzerine kalkmış ön ayakları ise el şeklinde bir insan duruşunda. Suratı da sanki insan suratı gibi çizilmiş. Gözleri büyük ve şaşkınlıkla sonuna kadar açık. Kafasındaki iki boynuz ve kulaklar ince, uzun, birbirine zıt yönde dışarı doğru. Burnu sosis gibi ve ileri doğru uzuyor.  Ağız hemen burnun altında, bir çizgi halinde ve iki sivri diş alt dudağa çıkmış. Dişler ona vampirimsi korku havası yerine şapşal bir dişlek havası vermiş. Kuyruğunun ucu üçgen şeklinde havada.  Zebani, sağ elinde çatal şeklinde bir mızrak taşıyor.

Önündeki kırmızı, lav çukurunun içinde kel, suratsız, huysuz bir adam Zebaniye öfkeyle bakıyor. Göğüs hizasına kadar lava batmış ama sanki bir kaplıcadaki sıcak su havuzunda. Hak ettiği hizmeti alamamış otel müşterisi edasıyla omuzlarını kaldırmış, sinirlendiği için irice açtığı gözlerinin üzerine kaşlarını indirmiş. Durduğu konuma göre sadece sağ kulağı görünüyor. Burnu çok daha ince ve uzun. Burnun altında küçük, gri bir bıyık. Bıyığın altında ağız küçücük bir delik şeklinde. Aralarındaki konuşma sırası ile şu şekilde :

Öfkeli Kel Günahkar: -"NERDE İT KOPUK SERSERİ VAR, DOLDURMUŞSUNUZ..."

Zebani: -"AMCA, CEHENNEM BURASI..."

Öfkeli Kel Günahkar-"CEVABI DA HAZIRLAMIŞ..."

Karikatürün resim çerçevesi dışında hemen sol altta küçük puntolarla www.selcukerdem.com yazıyor. Sağ alt tarafında ve yine çerçevenin dışında karikatüristin ismi büyük harflerle yazıyor "SELÇUKERDEM".

 

Alışveriş

Betimleyen: Emir YALÇINLI

Bir parkın ortasında kel, kepçe kulak, başının üstünde sincap duran bir adam var. Gözleri yuvarlak ve pörtlek. Gözbebeği minik bir nokta şeklinde. Burnu fazlaca uzun ve ucu aşağı sarkıyor. Ağzı, koca burnunun altında adeta yok gibi. Parkta, sarıya dönük yeşil çimlerin üzerinde ayakta duruyor. Beyaz bir deli gömleği giymiş. Gömleğin sağ manşeti sola, sol manşeti sağa doğru uzatılıp arkadan bağlanmak suretiyle adamın kol hareketleri kısıtlanmış. Kollarını hareket ettiremiyor. Ayakkabısı yok, deli gömleğinin altında düz çizgili pijaması var.  Önünde, yerde çimlerin üzerinde bir salyangoz var.

Adam kendi kendine düşünüyor;
Üstteki düşünce balonu:

“Alışveriş çılgınlığı ne acayip bi şey, mesela sincaba ihtiyacım yok ama gene de aldım.”

Alttaki konuşma balonu:

“Ooo salyangoz indirime girmiş!”

Arkasında ağaçlar ve çalılıklar, solunda yürüyüş yolu var. Yürüyüş yolu düz değil kıvrımlı bir biçimde. Daha geride birkaç bina…

Jesus Christ

Betimleyen: Binnur ŞİMŞEK

Karikatürde havaalanında pasaport kontrol kabininde görev yapan bir polis memuru ve karşısında da memurun sorularını yanıtlamakta olan bir yolcu resmedilmiş.

Polis memuru büyük bir ciddiyetle, kaşları çatık ve gözleri patlak patlak, sinirli bir tavırla yolcuya sırasıyla şu soruları soruyor ve her birine yine sırayla şu yanıtları alıyor:

Cümleler yukarıdan aşağıya doğru konuşma baloncukları içinde resmedilmiş:

Polis: "Name?"

Yolcu: "Jesus…"

Polis: "Surname?"

Yolcu: "Christ…"

Polis: "Where are you from?"

Yolcu: "M. Middle East …"

Polis: "What’s the purpose of your visit?

Yolcu: " c…celebrate of my birth?"

Polis: "Hımmm...."

 Polis memurunun üniforması mavi ve sağ elinde yolcunun kırmızı renkteki pasaportunu tutuyor.  Saçları sarı, gözleri mavi. Önünde de gri zemin ve yukarıdan aşağıya çizgilerle belirlenmiş ahşap bir kontuar yer alıyor.

Pasaport kontrolünden geçmeye çalışan Jesus ise kahverengi saçı ve sakalı birbirine karışmış, karga burunlu, perişan bir vaziyette derdini anlatmaya çalışan biri olarak çizilmiş. Üstünde bej renkte uzun kollu bir gömlek, başında onu çepeçevre saran dikenli bir tel ve arkasında da sırtında taşıdığı boyundan daha uzun, ahşap bir haç var. Kolları iki yana açık halde tahta haça avuç içlerinden çivilenmiş. 

Tavanda  kare bloklar içinde küçük spot ışıkları, sağ tarafta sarı zeminli bir tabela ve üzerinde de  siyah kalın puntolarla “Otegel  Arrival “yazıları dikkat çekiyor. Polis memurunun içinde oturduğu cam kabinin dışa bakan tarafında en üst orta bölümünde “ POLIZEI” onun hemen altında da turuncu zemin üzerinde siyah puntolarla ilk satırda  “Passport “ve onun altında da “ Other Countries “yazısı yer alıyor. “Other Countries” yazısının sağında aynı tabela üzerinde sarı zeminli siyah çerçeve içine alınmış “NON EUropean “ ayrıntısı eklenmiş.

Her Fakir Asker Doğar

Betimleyen: Emir YALÇINLI

On iki tane asker, nizami yürüyüşle kollarını sallayarak yürüyorlar. Hepsinin siyah postalı, yeşil askeri üniforması ve kayışından omzuna astığı tüfeği var. Gözlerini pörtletmiş gibi açmışlar, dişlek değillerse de bağırırken ağızlarını açtıkları için kocaman dişleri görünüyor. Burunları biraz abartılarak uzun uzun çizilmiş. Bazılarının iri bazılarının daha ince…

Hepsi birden bağırdığı için konuşma balonundan çıkan yön okları hepsine doğru uzamış.

“Her fakir asker doğar!!!
Her fakir asker doğar!!!”

Görselin sağ alt köşesinde çizerin ismi yazıyor:” Vacip Örger”

Eros Yanlış Yerden Vurunca

Betimleyen: Emir YALÇINLI

Bir kadın ve bir erkek parkta mavi bir bankta oturuyor. Adam kel, bıyığı var, göbekli. Bacak bacak üstüne atmış. Kafasının sol tarafına bir ok saplanmış. Adamın sağında kadın oturuyor. Saçını atkuyruğu şeklinde bağlamış, kulağında küpesi var. Köfte dudaklarını kapamış, iki eliyle kol çantasını tutarken baygın gözleri adama bakıyor.

 Adam ve kadının sol üstlerinde havada bir melek var. Boyu çok kısa, bir erkek çocuğu gibi çizilmiş. Elinde bir yay var. Saçları sarı, dişlek, sırtında ise melek kanatları, gözünde kare çerçeve gözlükler var ve telaşlı gözüküyor. Göz bebekleri nerdeyse gözlüklerden dışarı fırlamış. Eli ağzının önünde.

Eros oku adamın kafasına atınca diyalog şöyle gelişmiş:

Adamın konuşma balonu: “Mantık evliliği yapalım mı?”

Sağ altta “Erdil Yaşaroğlu” ve “www.komikaze.net” yazıyor.

 

1900’lerden 2000’lere Bakış

Betimleyen: Zeynep GÜL

Sol alt köşede “Fransa in the year 2000

The Rural  Postman” yazıyor.

Önde tek pervane, yanlarda iki kanadı olan etrafı açık hava aracının üstünde üniformalı bir postacı evinin balkonundan üst bedenini sarkıtmış bir adama mektup uzatıyor.

Parçalı bulutlu gökyüzünde uzakta 3 tane kuş uçmakta.

Postacının kanatlarının altındaki şehir, kuşbakışı bir açıdan göründüğü için normal boyutlarından küçük. Aşağıda kilisenin çan kulesine benzer sivri bir yapı, kiremit çatılı çok katlı olmayan birkaç yapı, ağaçlar ve deniz…

Postacının hava aracında üzerine oturduğu şey, kısa arkalıklı bir tabureye benziyor. Ayaklarını aşağı doğru uzanan bir pedala sabitlemiş. Mektupları koyduğu deri çantayı omzuna çapraz takmış. Mavi üniformasının pantolonu kısa. Çorapları diz altına kadar uzun. Belinde palaska takılı. Kızıl saçlarının üstüne taktığı şapkasını boynunun altından geçen kayışla başına sabitlemiş.

Mektubu alan adamın olduğu balkon demir korkuluklu... Kumaş pantolonunun üstüne beyaz gömlek ve kahverengi tonlarında bir yelek giymiş. Mektubu alırken yüzünde memnun bir ifade ile postacıya gülümsüyor.

Doktor Balık

Çizer: Murat Özkan

Betimleyen: Zeynep GÜL

En üsteki beyaz bandın içinde ‘’Bunları bilelim: Balıkların hafızaları 3 saniyedir… ‘’yazılı…

Psikoloğun muayenehanesinde hasta koltuğunda yatan şişko bir balık ve arkalıksız bir tabureye oturmuş onu dinleyen doktor balık…

Konuşma balonları:

Doktor Balık: “Çocukluğunuza dönelim…”

Şişko Balık: “Hatırlamıyorum!”

Doktor Balık: “Neyi?”

Yerler gri duvarlar yeşil. Bir tarafta doktor diploması asılı.. Diğer tarafta akvaryum görünümlü bir pencere…

Hasta koltuğunun yanında yerden yukarı doğru 3 yeşil yosun dalı uzanıyor…

Tabure üstünde oturan Doktor Balık’ın gözünde kocaman yuvarlak çerçeveli bir gözlük. Ağzı açık halde şişko balığa bakıyor. Yüzgeçleri kol gibi çizilmiş. Bedeninin ortası vücudunun en kilolu, toparlak bölgesi… Kuyruğa yaklaşıldıkça beden inceliyor. Kuyruk hilal şeklinde..  

Hasta koltuğunda yatan şişko Balık, gözlerini pörtletmiş tavana doğru bakıyor…

Zırhlı Adam

Betimleyen: Zeynep GÜL

Surların üzerinde iki adam... Biri, eski Bizans kıyafetleriyle.... Diğeri zırhlı bir şovalye kıyafeti giyiyor.

Konuşma Baloncukları

Eski Bizans kıyafetli adam: “ABİ SEN ÇİŞİNİ NASIL YAPIYORSUN ONUN İÇİNDE?..”

Ayni kişi :”KIZMA ABİCİM…ALTINA BIRAKINCA ZIRH PASLANMIYOR MU?...”

Zırhlı Adam:” ŞİMDİ İKİYE BÖLERİM SENİ…”

Surların üzerinde iki adam...  Arkadaki  adam kısa kollu, yakası açık, dizlerinin boyunda bir  elbise giymiş. Zayıf ayakları ve kolları açıkta...  Elleri cebinde,  belinden geçen ip kemeri göbeğinin altında düğümlemiş. Ayakkabıları kocaman. Uzun, sarkık burnu; kepçe kulakları; yuvarlak kafasının tepesinde kuş yuvası gibi tel tel saçları var. Ağzı açık.... Yüzünde alaycı bir ifade ile şovalyeye doğru bakıyor.

Zırhlı şovalye adam, ön tarafta bir ayağını öne atmış yürür pozisyonda. Açık sarı renkteki zırhı bütün vücudunu kaplamış. Sağ elinde normal ebatlardan büyükçe bir  topuz….  tutacağın ucundaki zincirin devamındaki büyük yuvarlağın üzerinde demir dikenler var.

Sol elini yumruk yapmış, öfkeli gözlerle arkadaki adama bakıyor. Başındaki başlığın, yüzünü kapatan kısmı açıkta... Başındaki miğfer tüm yüzünü kapatmış. Siperliği yukarda, aralıktan sadece kara yüzünün öfkeli bakan göz kısmı görünüyor. Zırh, kol dirseklerinde ve dizlerinde hareket kabiliyetini engellemesin diye oynar parçalarla yapılmış. Başının tepesinden 4 farklı yöne uzayan yaprak dalları var. Surların tepesinden yarım yarım kuleler gözüküyor. Uzakta belli belirsiz yapılar, ağaçlar …

Kurbağa

Betimleyen: Fatma DALAY

Etrafı ormanlık alanla çevrili bir su kenarında elinde mikrofonuyla genç bir haber spikeri,  sudaki  taşlardan birinin üstündeki kurbağa ile konuşuyor.

Konuşma balonları:

Bayan spiker: “Yöre sakinleri bir kurbağanın Allah dediğini  iddia ediyordu sayın seyirciler. İşte o kurbağa!..”

Kurbağa: “Öp beni!”

Kadın spiker: “A..Anlamadım?”

Kurbağa: “Nesini anlamadın Alla Alla?..”

Orta uzunlukta küt siyah saçlı kadın spiker, diz boyunda bir etek ve uzun kollu bluz giymiş. Ayağında kırmızı ayakkabılar var.  Elinde yuvarlak başlıklı ve ucundan bir kablo uzanan mikrofonu tutuyor.  Taşın üstünde oturan kurbağaya hafifçe eğilmiş. Sarkmış, köfte dudaklarının üstünde ince burnu sosis gibi uzanıyor. Şaşkın, iri, pörtlek gözleriyle kurbağaya bakıyor. 

İri beyaz gözlü kurbağa da canı sıkkın, bıkkın gibi üst dudağını uzatıp ileri bakmış.

Sağ tarafta küçük harflerle “www.penguen.com” yazıyor.

Bulutlar

Betimleyen: Fatma DALAY

Biri siyah diğeri kırmızı şapkalı iki genç adam hafif dalgalı bir denizin ortasında  bir kayıkta gidiyorlar. Gökyüzünde pek çok irili ufaklı  bulut kümesi var.  Kayığa çok yakın bir bulut kümesi insan eline benziyor. Parmakları düz ve birbirine bitişik bir el şeklindeki bulut,  yumruk yapılmış el şeklindeki buluta avuç içiyle bastırıp hareket çekiyor.

Konuşma Balonları:

Kırmızı şapkalı adam: “Fırtına çıkacak, yarraa yedik.

Siyah şapkalı adam: “Nerden anladın?”

Kırmızı şapkalı adam: “Bulutlardan.”

Hava açık. Adamların üzerlerinde kısa kollu tişörtleri var. Başında kırmızı şapka olan zayıf ve bıyıklı adam, kürekleri çekiyor. Siyah şapkalı diğeri,  uzun saçlı ve şişman. İkisi de şaşkın bakışlarla  bulutun şekline bakıyorlar. 

Sağ alt tarafta Erdil Yaşaroğlu,” www.kamikaze.net” yazıyor.

Sığırlar

Betimleyen: Fatma DALAY

İki katlı, uzun-yuvarlak kütüklerden yapılmış çitle sarılı ve toprak zeminli bir ağılın içinde üç beyaz sığır... İkisi zayıf, biri aşırı besili. Zayıf olanlar yan yana durmuş, karşılarında duran besili sığıra bakıyorlar. Zayıflardan birinin sırtında siyah benekler var. Besili sığırda da aynı siyah benekler var. Çitin kapısından kasketli, şalvarlı, biri genç diğeri orta yaşlı iki köylü kendinden emin, kararlı adımlarla gülümseyerek ağıla giriyor. Orta yaşlı köylünün sol elinde kocaman bir bıçak var. 

Konuşma balonları:

Siyah benekli zayıf sığır: “Seni iyi bir evlat olarak yetiştirmek için elimizden geleni yaptık. Yemedik yedirdik, içmedik içirdik.”

Elinde bıçak olan köylü: “Şu şişko olanı keselim. “

Besili sığır: “İpneler.”

Zayıf sığırların gözleri faltaşı gibi açılmış.Biraz muzip bir mahçubiyet içindeler sanki. Sırtı siyah benekli zayıf sığırın baş çevresinde boncuk boncuk ter damlaları. Besili sığırın gözleri kızgın bakıyor. Birkaç dişi görünen ağzı memnuniyetsizce açık duruyor.

Yeni Gelenler

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bulutların üstünde beyaz uzun elbiseler giymiş, sırtlarında melek kanatları, başlarında hareler olan dört tane insan var. Bunlardan ikisi karşıdan bakana göre daha uzakta yan yana durmuş diğer ikisine bakıyorlar. Uzakta duranlardan bir tanesi başı kel, uzun ve beyaz saçları ve sakalları olan bir adam. Yanındaki kısa sarı küt saçlı bir kadın. Bu ikisinin kanatları diğer ikisinden daha büyük. Bunların biraz ilerisinde bir kadın, karşıdan bakana göre en yakında da duran bir adam. Kadının saçları kahverengi ve küt kesimli. Adamın da koyu kahve saçları var. Her ikisi de ellerinde bir şey varmış ve başparmaklarıyla bir şeyleri tuşluyormuş gibi duruyorlar. Boş ellerine suratları asık halde bakmaktalar. Onlardan uzakta duran sakallı adam yanındaki kadına doğru dönük, elleri arkasında kavuşturmuş boş ellerine üzüntüyle bakan iki insana bakıyor. Sakallı adamın konuşma balonunda “Bu yeni gelenlerle iletişim kuramıyoruz. Konuşmayı bilmiyorlar. Çaresizce parmakları ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.” yazıyor.

Yaşın Kaç

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bir kadın ve bir adam oturmuş çay içiyor. Adam masanın karşıdan bakana göre solunda, kadın sağında oturuyor. Adamın birinci konuşma balonunda “Şeyy Yaşın kaç?” diye yazıyor. Kadının birinci konuşma balonunda rakamla “ 29,90” yazıyor. Adamın gözleri kocaman çizilmiş, ağzı da açık halde. Adamın ikinci konuşma balonunda “Oha, fiyat etiketi gibi.” yazıyor. Kadının kaşları ve gözleri bir şeyden utanmış gibi devrik halde çizilmiş. Kadının ikinci konuşma balonunda “30 deyince evde kalmış diyorlar yaaa…” yazıyor.

Adam siyah saçlı, favorileri var. Üstünde kahverengi bir palto.  Çay bardağı elinde duruyor. Kadın iki kolunu masanın üstünde toplamış. Açık kahverengi, saçları kıvırcık. Yakası beyaz, gülkurusu bir ceket ve içine de pembe bir gömlek giymiş. Kadının çayı masada duruyor. Masanın örtüsü açık pembe renkte. Masanın kenarına siyah renkte, baş harfleri büyük olacak şekilde karikatüristin adı, “Sami Bozkurt” yazılmış. Karikatürde kadın ve erkeğin arkasında kalan bölge maviden yeşile geçiş yapan bir taban rengiyle doldurulmuş.

Meslektaş Tanrılar

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bulutların üstünde iki tane mitolojik Yunan tanrısı onlara doğru aceleyle gelen rengarenk bir puta doğru bakıyorlar. Yunan tanrılarının biri elinde üç dilli çatal asasıyla Poseidon.. Yanında da elinde bir yıldırım tutan Zeus duruyor. İki tanrıya doğru gelen putun konuşma balonunda “Merhaba abiler.” yazıyor. Poseidon’un konuşma balonunda “Kim lan bu?” yazıyor. Putun ikinci konuşma balonunda “Ben Orta Afrika’dan küçük bir kabilenin tanrısıyım.” yazıyor. Zeus’un konuşma balonunda “Tahta lan bu. Yıldırımı çakayım mı Poseidon? Anında tutuşur hehe.” yazıyor. Putun son konuşma balonunda “Abi lütfen meslektaşız.” yazıyor.  

Poseidon’un üstünde beline doladığı beyaz bir örtü var. Üstü çıplak. Zeus beline doladığı beyaz örtünün bir ucunu mitolojik döneme özgü olan şekilde sol omzuna atmış. İkisinin de uzun beyaz, saçları sakalları var. Poseidon’un asası yeşil renkte. Zeus’un elindeki yıldırım sarı renkte. Her ikisinin de başlarının arkasından ışık huzmeleri çizilmiş. Onlara doğru gelen put onlardan çok daha ufak. Başı mor renkte bir kutuya benziyor. Başının üstünde altı tane sopa sıralanmış. Kepçe kulakları ve kulaklarında birer halka küpe var. Ağzı oval bir halde çizilmiş. Bedeni kırmızı renkte. Boynunda beyaz renkli minik boncuklardan kolye var. Belinden aşağıya mavi renkli yapraklardan oluşan etek benzeri bir şey var. Ayakları ve bacakları yeşil. Ellerinde başparmak hariç bir ayrıntı yok. Ayaklar bir dikdörtgenden ibaret.   

Karikatürün sol alt köşesinde karikatüriste özgü imza ile “Erdil” yazıyor.

Mama Var Mı?

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bir apartman dairesinde daire kapısının önünde içerde duran bir adam ve kapının dışında bir kedi var. Adam askılı mavi renk bir tişört, yan tarafı sarı çizgili, mor bir eşofman giymiş. Ayağında morlu pembeli terlikler var. Açık kahverengi saçları, aynı renk kısa bıyığı ve çene altında kısa bir sakalı var. Kapının dışında duran kedi sarı renk, arka ayakları üstünde ayakta durur gibi duruyor, göbeği beyaz renkte. Adam ağzı şaşkınlıkla açılmış halde kediye bakıyor. Kedinin birinci konuşma balonunda “Yıllar önce şehir dışındaki boş arsaya terk ettiğin kediyim ben. Oraya bir gecekondu yaptım. Sonra imar affı çıktı. Şehir o tarafa doğru büyüdü. Arsayı kat karşılığı verdim. 6 daire aldım, onları sattım 3 milyon kazandım.” yazıyor. Kedinin ikinci konuşma balonunda “Şaka lan şaka. Mama var mı?” yazıyor.

 

Kuzu Çevirme

Betimleme: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde yolda giden bir kamyon var. Yol saat 9 ve 3 yönü arasında çizilmiş ve kamyon soldan sağa doğru gitmekte. Kamyonu beyaz üzerine siyah benekleri olan bir inek kullanıyor. Kamyonun arkasında korkuyla etrafa bakan beş tane beyaz koyun var. Şoför olan inek arkasına doğru dönmüş, konuşma balonunda  “Çök.. Çök… Çök… İlerde çevirme var… Çökün!” yazıyor. Karikatürün sol üst köşesinde kesik bir ağaç dalına asılı tabelada “Kuzu Çevirme 100 metre ilerde” yazıyor. Karikatürde kamyonun arkasında zirvesinde kar olan yeşil bir dağ, dağın önünde ince uzun uzamış iki tane ağaç var. Gökyüzü mavi küçük beyaz bulutlar var. Kamyonun şoför mahalli kırmızı, dorsesi kahverengi. Kamyonun yandan görünüşünden anlaşılan 6 tekerlekli olduğu. İneğin burnu pembe. Koyunları burunları kara. Konuşma balonundaki yazılar siyah puntoyla, büyük harflerle yazılmış. Tabeladaki yazıda farklı bir punto kullanılmış. “Kuzu Çevirme” yazısı daha büyük ve kalın bir puntoyla, büyük harfle, siyah renkte yazılmış. “100 metre ilerde” yazısında 100 rakamla yazılmış; büyük harf, siyah punto kullanılmış.

Klasik Müzik Dinleyen İnek

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde ahır kapısında elinde kovasıyla duran bir adam var. Ahır içinde bir tane inek ve ahır duvarında bir ses kolonu var. Kolondan müzik sesleri geldiğini tasvir etmek için kolonun etrafına nota işaretleri çizilmiş. Adam şaşkınlıkla kolona bakıyor. İnek kaşları çatık halde adama bakıyor.

İneğin birinci konuşma balonunda “Ben senin karının sütünü satsam iyi olur mu, bu insanlığa sığar mı?!” yazıyor. Adamın düşünce balonunda “Klasik müziği kesiyim; bunun zihni de açılıyor!..” yazıyor. İneğin ikinci balonunda “Hayır lazımsa verelim, ama bunun üstünden ticaret kurmak ne oluyor?!” yazıyor.    

Adamın başında koyu renk bir şapka, sarı renk bir hırka ile beyaz bir iç gömleği, koyu renk bir pantolon var. İnek siyah benekli beyaz bir inek. Burnu ve memelerinin olduğu bölge pembemsi.

Çocuk Gelin

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bir düğünde dans pisti çizilmiş. Sol üstte org ve orgun üstünde piyanistin elleri var. Ayaklı mikrofon piyaniste doğru uzanıyor. Sağ tarafta masada oturan bir kadın ve ayakta piste doğru adım atmış bir adam var. Pistte altı tane çocuk koşturuyor, oynuyor, bir tanesi durmuş piyanisti izliyor. Çocuklardan bir tanesinin üstünde gelinlik var.  Başına duvak, eline gelin çiçeği çizilmiş.

Piyanistin konuşma balonunda “Sayın anne ve babalar, çocukları pistten alalım… Lütfen çocukları pistten alalım…” yazıyor. Masada oturan kadın çocukları toplamak için piste yürüyen adama doğru bakıyor. Kadının konuşma balonunda “Gelini bırak… O da orada…” yazıyor.

Çiftçiyle Sözleşme

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatür bir çiftlikteki ahırda geçiyor. Sol tarafta bir inek ve sağ tarafta bir çiftçi var. Çifti pencerenin önüne koyduğu masanın arkasında ellerini masa üstünde kavuşturmuş şekilde oturmuş. Karşısındaki taburede inek oturuyor. İneğin bir elinde bir kâğıt parçası öteki elinde de bir kalem var.

İneğin konuşma balonunda “Süt meselesini anladım, ama bu sözleşmede etimden de faydalanabileceğiniz yazıyor?..” yazıyor.

Çiftçinin konuşma balonunda “ Orası önemli değil, her sözleşmede yazan rutin laflar işte...” yazıyor.

Çiftçinin üstünde yeşil bir gömlek ve siyah bir yelek var. Durduğu masa mor renkli. Pencerenin dışına yeşil çimenlik ve çitler çizilmiş. Ahırın içinde ineğin ayaklarına yakın halde, karikatürün sol alt köşesinde samanlar var.

Çayın Altını Kapadın mı?

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde arabanın içinde bir kadın ve adam var. Adam direksiyonda. Bir dirseğini cama yaslamış ötekini direksiyonun üstüne… Kaşlarını çatmış, yan camdan dışarı bakıyor. Kadın yanında, şaşkınlıkla kocaman açılmış gözlerle adama bakıyor. Kadının birinci konuşma balonunda “Ölmeden önce yapmam gereken yüz şeyin tamamını yaptım Fikri…” yazıyor. Adamın birinci konuşma balonunda “Çayın altını kapadın mı?” yazıyor. Kadının ikinci konuşma balonunda “Yok…” yazıyor. Adamın ikinci, karikatürün son, konuşma balonunda “Allah cezanı versin kadın…” yazıyor.

İçine oturdukları araba pembe renkli. Kadının saçları dalgalı ve gri renkte. Üstünde açık yakalı yeşil renk yarım kollu bir tişört var. Emniyet kemeri takalı.  Adam kel, kafasının üstünde bir kıvırcık tutam halde saçı var. Saçları gri renkte. Küçük tombul burnunun altından siyah renk kısa fırça bıyıklar çizilmiş. Üstünde açık kahverengi, yarım kollu bir tişört var.

Boşları Getirdim

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürün sağında elleri başında saçlarını yolan bir adam var. Adamın yüzü asık ve gözleri bıkkınlıktan baygın baygın bakar halde çizilmiş. Adamın karşısında elinde fare kapanı olan bir fare var. Farenin arkasında da yığın halinde kapanlar duruyor. Fare iyi bir şey yapmış birinin mutluluğuyla gülümsüyor adama. Farenin konuşma balonunda “Abi boşları getirdim…” yazıyor. Fare yeşil renkte. Adamın üstünde mavi tişort ve mor bir pantolon, kahverengi ayakkabıları var. Adamın arkasındaki duvarda pembe çerçeveli, mavi desenleri olan bir resim asılmış. Farenin arkasında koyu yeşil renkte çerçeveli, camlı bir kapı var.

Karikatürün sol alt köşesinde karikatüristin el yazısıyla Selçuk Erdem yazıyor. İsmin yanında telif hakkına ilişkin copy right simgesi çizilmiş. Simge bir çember içindeki büyük c harfi oluyor. Simgenin yanında da aynı el yazısıyla sinek. com yazıyor.

Biz Borçlu Çıktık

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bir mahkeme salonunda bir duruşma anı var. Gözlüklü hakim şaşkınlık ve biraz suçlulukla bakıyor. İki yanında duran savcılar da suçlu bir halde yüzlerini öne eğmişler. Yazman kadın şaşkınlıkla sanığa bakıyor. Sanık olan adam eli havada gözleri kendinden emin bir halde kapalı.


Hakimin birinci konuşma balonunda “Sanığın kasten adam öldürme suçundan 24 yıl ağır hapsine, ancak nefsi müdafa olduğu için cezanın 16 yıl’a düşürülmesine. Ayrıca olayda ağır tahrik olduğu için 8 yıl’a düşürülmesine, ayrıca sanığın daha önce hiç suç işlememiş olması sebebiyle 2 yıl’a… Ha bir de mahkemedeki iyi hali var, onu da ekleyincee… Anaaa biz borçlandık lan… Abi kusura bakmıyorsun di mi, seni de yorduk!..” yazıyor.

Sanığın konuşma balonunda “Ya yok da insan biraz dikkat eder yani!..” yazıyor.

Hakimin ikinci karikatürün son konuşma balonunda “Doğru söylüyorsun!” yazıyor.

Benimki Stüdyo Daire

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde bir mahkeme salonundaki duruşma anlatılmış. Hakim karikatürün sol üst köşesinde, kürsüsünde şaşkınlıkla sanığa bakıyor. Sağ alt köşede sanık telaşla hakime bakıyor, kaşları devrilmiş, yüzünden terler boşalıyor.


Hakimin birinci konuşma balonunda “Hırsızı yatak odasında öldürdüysen suç değil de salonda öldürdüysen suç… Ben öyle biliyorum yani...” yazıyor. Sanığın konuşma balonunda “Benimki stüdyo daire işte, yatak odası, salon hepsi aynı yerde?...” yazıyor.
 

Hakimin ikinci karikatürün son konuşma balonunda “Ooo iş karışık hacı...” yazıyor.

Benim İçin Dua Et Anne

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürün sol altında masa başında ders çalışan bir çocuk var. Masanın üstünde iki kitap üst üste duruyor. Çocuk ciddiyetle elindeki kalemle önündeki deftere bir şeyler yazıyor. Masanın sağında koltukta oturan bir kadın var. Kadın iki elini havaya açmış, yukarı doğru bakıyor. Çocuğun birinci konuşma balonunda “Yarınki matematik sınavı çok önemli anne. Benim için dua et…” yazıyor. Annenin konuşma balonunda “Dua etmem mi yavrum, hep ediyorum…” yazıyor. Dersini çalışan çocuğun ikinci konuşma balonunda “İki araç 100 km hızla A ve B noktalarından birbirlerine  doğru yaklaşmaktadır…” yazıyor. Kadının düşünce balonunda “Allah’ım n’olur çarpışmasınlar!” yazıyor.   

Ders çalışan çocuğun başına saç çizilmemiş, tombiş yanaklı bir çocuk. Üstünde yeşil renk bir kazak var. Anne beyaz bir çemberle örtmüş başını, alnından siyah saçları çıkıyor. Oğluyla aynı renk kazak giymiş. Altında beyaz puantiyeli kırmızı bir etek ve eteğin altında mavi renk bir şalvar var. Kadın geniş büyük çeneli.

Karikatürde konuşma balonlarındaki yazılar siyah renkte, büyük harfle yazılmış. Kadının düşünce balonundaki yazı siyah renkle ilk harfi hariç hepsi küçük harfle yazılmış.

Ben Almıyım

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde sırtını bir ağaca dayamış halde oturmuş bir at ve onun karşısında elinde rakı bardağı olan aslan var. At ön toynaklarını aslana doğru bir şeyi reddeder halde uzatmış. At birinci konuşma balonunda “Ben almıyim abi araba kullanıcam..” yazıyor. Rakı kadehini ata doğru uzatmış aslan, küçümser bir edayla bakıyor ata. Aslanın konuşma balonunda “Ooğlum at arabasına alkol muayenesi mi yapıyorlar?” yazıyor. Atın ikinci karikatürün sonuncu konuşma balonunda “Ondan değil, arabacıyı öpmeye çalışıyorum tatsızlık çıkıyor…” yazıyor.

Barış Konferansı

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde tarihi bir binanın önünde kapıda tartışan dört kişi var. Binanın giriş kapısına kırmızı halı serilmiş. Girişte tartışan adamların önünde elinde tüfeğiyle bekleyen asık suratlı bir asker duruyor. Askerin önünde elinde davetiye listesi olan kırmızı papyonlu, kuyruklu bir ceketi olan bir uşak var. Uşağın önünde ağzında zeytin dalı ile bekleyen bir beyaz güvercin var. 

           Binanın giriş kapısındaki tabelada “Geneva II Peace Conference” yazıyor. Kapının önündeki adamlardan birisi uzun boyu, uzun çenesi, aşağıya doğru devrik kaşlarından ve arkaya doğru taranmış saçlarından anlaşılan Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry. Bir elinde çanta tutmuş, diğer eliyle ötekilere yumruğu sallayarak uzaklaşan başı sarıklı, beyaz sakallı, siyah cübbeli olan İran lideri Humeyni. Karşılıklı tartışanlardan biri kısa saçları, yuvarlak gözlüklerinden anlaşılan Fransa başbakanı Hollande. Dördünün tartıştığı sahnede, elindeki davetiye listesini kontrol eden uşak beyaz güvercine “I don’t see you on the guest list” diyor

Karikatürün sol alt köşesinde büyük harflerle el yazısıyla karikatürist “Chappatte” olarak imzasını atmış. İmzanın altında başka bir punto stiliyle “International New York Times” yazıyor.

Bana Bir Adım Gelene

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde fonda gökyüzünde bir kaç bulut,  binalar ve çalıların olduğu bir çizim ve bunların önünde de bir duvar var. Duvarın önünde düşünceli bir halde bir adam duruyor. Adam çok ciddi. Kaşlarını çatmış, ağzını kapamış ve dudaklarını aşağıya doğru sarkıtmış. Adamın düşünce balonunda “ Bana bir adım gelene ben on adım gideyim derken adamı geçtim… Geri de dönemem… Eve gidiyorum…” yazıyor. 

    

Adam kel ve gözlerin altında torbalar var. Burnu yüzüne göre çok büyük. Siyah saçları ensesinden boynuna kadar inmiş gibi çizilmiş. Üstünde pembe renk bir gömlek var. Gömleğin üst düğmesi açık.

 

Ali Babanın Çiftliği

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatür  altı kareden oluşmakta. Her iki kare yan yana olacak şekilde, her çift alt alta çizilmiş bir sırayla hikaye devam etmekte. Son kare hariç diğer karelerde iki adamın diyaloğu çizilmiş.


Sol üstteki ilk karede karşıdan bakana göre sol tarafta kalan adam zayıf ve ince burunlu, sırıtan bir tipi var. Sağ tarafta diğerini dinleyen adam ise kalın enseli, siyah bıyıklı iri bir adam. Ciddi ve kısık gözlerle bakıyor karşısındakine. Soldakinin konuşma balonunda “Aliii baabanın bir çiftliği vaaar...” yazıyor.

İlk karenin sağ tarafındaki ikinci karede zayıf adam biraz daha sırıtarak “Çiftliiiğindeee sığırları vaaar...” yazıyor.

Birinci karenin alt hizasına gelen üçüncü karede şarkıyı söyleyen zayıf adam sırıtarak yere bakıyor ve bekliyor. Suratsız iri adam da zayıf olana bakıp bekliyor.

Üçüncü karenin yanındaki dördüncü karede iri adamın konuşma balonunda “Eee?” yazıyor. Zayıf olan beklediği an gelmiş gibi bir gülümsemeyle iri adama bakıyor.

Beşinci karede zayıf adam ağzını kocaman açmış. Konuşma balonunda “Diiyye bağırıııır!!..” yazıyor. İri adamın gözleri şaşkınlıkla açılmış.

Altıncı karede yatakta burnuna kadar sargılı ve bacakları kolları alçılı halde bir adam yatıyor. Adamın sadece gözleri sargı dışında kalıyor. Adamın konuşma balonunda “Çiftliğinde iiiliii biibiiniiin...” yazıyor.

Tayt

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde otobüste ayakta yolculuk yapan bir kadın ve bir erkek var. Karikatürün üstünde siyah puntoyla “Otobüs magandası önleme taytı” yazılmış ve yazının sonuna gülücük “ :)” işareti konmuş. İki nokta üst üste yanına bir parantez.
Kadın kızıl uzun saçlı. Üstünde göğsünün altında biten askılı yeşil bir tişört giymiş. Omzundan kahverengi çantası sarkıyor. Pembe bir tayt giymiş. Geniş kalçaları var kadının. Taytta belden diz hizasına kadar dikenler var. Kadının arkasında duran adam çok korkmuş bir halde kadının taytının üstündeki dikenlere bakıyor.

Yılan

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatürde yol üstündeki bir çeşmeye ağzını dayamış su içen bir köylü adam ve onun arkasında bir yılan var. Adam bir yandan su içerken bir yandan korkuyla arkasında onu bekleyen yılana bakıyor. Adamın konuşma balonunda “Su içerken yılan bile dokunmazmış...” yazıyor. Yılanın sırıtan ağzının içine iki sivri diş çizilmiş. Yılanın konuşma balonunda “İç iç… Bakalım kaç litre içebileceksin?” yazıyor.


Çeşme açık kahverengi duvarlı, kavuniçi renkte. Köylünün mavi renk kasketi, gri renk gömleği, siyah yeleği ve mavi renk pantolonu var. Yılan koyu yeşil benekleri olan fıstık yeşili renkte bir yılan.

 

Eşitlik Adalet

Betimleyen: Deniz ŞENGENÇ

Karikatür yatay duran bir dikdörtgen alanın ortadan ikiye bölünmesiyle oluşan iki parçadan oluşuyor. Karşıdan bakana göre soldaki tarafta en altta siyah puntoyla, büyük harflerle “Eşitlik” yazıyor. Sağ tarafta en altta siyah punto, büyük harflerle “Adalet” yazıyor.

Her iki tarafta da duvarın ardında bir beysbol maçı izleyen üç kişi çizilmiş. Sol baştan birinci en uzun boylu olanları, ortadaki ondan daha kısa ve en sağda kalan ise en kısa boylu olan.
Sol taraftaki “eşitlik” yazan kısımda üçü de duvarın üstünde maçı izleyebilmek için birer ahşap kutunun üstüne çıkmış. Kutular aynı boyda. Fakat adamların boyu aynı olmadığı için en soldaki en uzun boylu olan ile ortadaki adam rahat rahat izleyebiliyorken, en kısalarının boyu yetmiyor. Ve maçı izleyemiyor. En uzun boylu adam kutu üstüne çıkınca duvar belinin hizasına geliyor, ortadaki adam kutu üstündeyken duvar omuz hizasında kalıyor. En kısalarında ise duvarın hizası adamın boyunun çok üstüne denk geliyor.

Sağ taraftaki “adalet” yazan kısımda ise en uzun boylu adamın altındaki kutu alınmış. En kısa adamın ayakları altına üst üste iki kutu konulmuş. Böylece hepsi ortadaki adamın boyuna denk gelmiş ve hepsi maçı rahatlıkla seyredebiliyorlar.

 

Sıkı Giyinin

Betimleyen: Melek AŞIK

Güneşin henüz batmadığı, kızıl tonlarında olan gökyüzünün altında denizden yüksekte çimlik bir yamacın uç tarafında oturmuş bir kurt ve bir kuzu.. Kurt ön sağ ayağını arkası dönük ve başı eğik vaziyette oturan kuzunun sırtına atmış.

Yuvalarından çıkacakmış gibi duran siyah noktadan gözlerini transa geçmiş gibi oldukça ciddi bir ifadeyle dikerek ve uzun, genişçe üst dişlerini de göstererek sağındaki kuzuya bakan kurdun konuşma balonu: “ÜŞÜDÜYSEN YİYEYİM SENİ..”

İkili yalnız; yamaçta yaprakları siyaha bürünmüş hafif eğik duran ince bir ağaçtan başka hiçbir şey, hiç kimse yok.

Hep Deli Kalmak İsteyenlerde Bugün

Betimleyen: Selin AKGÜL

Beyaz tonda küçük, kare parçaları yorgan gibi yumuşak gözüken zemin ve duvarın olduğu bir odada ayakta durmuş bir adam.

Ayakları çıplak, üzerinde uzun kollu, ayak bileklerine kadar uzun, arkadan kurdele biçiminde iple bağlanmış beyaz bir elbise giyinmiş.

Başında tel tel saçlar var. Sağ kulağı kepçe.

Sağ elinin başparmağı ve işaret parmağı ile diğer parmaklarını kapatmış bir halde gözlerinin üzerine koyarak kapamış, sol elini hafif dirseğini kırmış bir şekilde beline yaslamış adamın iç konuşma balonu: “OFF AKILLANIYORUM GALİBA…”

Fakat Çok Güzel Yenildik

Betimleyen: Selin AKGÜL

Yağmurlu bir havada ormanlık alanda yürüyen bir adam.

Bastığı yerde küçük su birikintisi oluşmuş ve etrafa damlacıklar sıçramış.

Adamın üzerinde yarım kollu mor tonda t-shirt, mavi tonda pantolon ve ayakkabı var.

Görselde sarı tondaki fon üzerinde siyah tonda yazılar yazılı. Bu yazılar adamın iç konuşma balonlarının arasında verilmiş sağ üstten başlayarak sol alt köşeye yakın hayali çeyrek daire oluşturacak biçimde dizili.

Sarı kutucuk içindeki yazı: “HEP DENEDİN, HEP YENİLDİN.”

Her yanı ıslanmış, saçları alnına düşmüş, gözleri pörtlek, omuzları düşük adamın iç konuşma balonu: “EVET?”

Sarı kutu: “GENE DENE, GENE YENİL! DAHA İYİ YENİL.”

Adam: “EYVALLAH, SONRA?”

Sarı kutu: “DAHA DAHA GÜZEL YENİL.”      

Adam: “HADİ ONU DA YAPTIK DİYELİM.”

Sarı kutu: “BÖYLE DAHA ACAYİP YENİL!”

Adam: “ABİ LÜTFEN BIRAK PEŞİMİ!”

Sol arka tarafta iki ağaç, sağ ön tarafta bir ağacın yarısı gözükmekte. Yolun kenarlarında yeşil tonda çimenler ve arka planda çimenliğin bitiminde belli belirsiz boydan boya yeşil tonda ağaçlar var.

Anneye

Betimleyen: Emir YALÇINLI

Karikatür iki ayrı kısımdan oluşuyor. Tam ortadan ikiye bölünmüş. Soldaki kısım ile başlıyor. Bir baba, bebeğini kucağında tutmakta... Yüzünde şaşkın bir ifade var ve mutlu. Bebeği iki eliyle kolları gergin bir şekilde tutuyor. Bebek kol ve bacaklarını açmış, hareket etmeye çalışıyor.  Konuşma balonları:

Baba: “Hanım müjde! Oğlumuz konuştu!”

Bebek:”Guvik”

İkinci kısım

Baba çocuğu elleriyle aynı biçimde tutuyor. Yüz ifadesi değişmiş. Mutsuz ve sinirli… Başının üzerinde sivri ucu kafasına dönük, üç minik üçgen var. Çizim dilinde sinirini ifade ediyor olsa gerek. Çocuğun yüzüne bir terlik fırlatılmış. Tam suratın ortasına çarpmış terliğin çarpma sesini ifade etsin diye “Şlak!...” yazıyor havada. Terliğin altında kalan surattaki ifade görünmüyor. Ama bebeğin gözü şaşkınlıkla yana kaymış. Konuşma balonu görünmeyen annenin bağıran sesi olarak uzanıyor.
“SUS CEVAP VERME ANNEYE!”

Baba koyu sarı bir gömlek giyip pantolonunun içine sokmuş. Fon mor renkte.

Sağ altta silik bir şekilde cafcaf yazıyor.

Arkadaş Egemen

Betimleyen: Emir YALÇINLI

Bir göz doktorunun muayene odası. Sağ arka tarafta harflerin büyükten küçüğe doğru yazılı olduğu bir tablo asılı.

Taburede bir kadın oturuyor. Saçı kırmızı renkte, sarı halka şeklinde küpe takmış. Gözünde gözlük var, göğüsleri belirgin biçimde öne çıkık ve dar, yeşil bir tişört giymiş. Diz altı, siyah bir etek ve kırmızı, topuklu ayakkabılar giymiş.

Onun tam karşısında, ayakta beyaz önlüklü doktor duruyor. Hafif kıvırcık siyah saçları, yüzünde çaresiz bir ifade var. Sol eli cebinde, sağ eliyle karşısındaki kadına bir gözlük uzatıyor. Konuşma balonları:

Kadın: “ Ben seni arkadaş olarak görüyorum egemen.”

Doktor: “Bir de bu numarayı denesen?” (Gözlüğü uzatırken)

Sol tarafta bir dolap var, dolabın sağ kısmında da bir poster asılı. Odanın sadece bir kısmı gözüküyor.  Kadınla doktor arasında iki çekmeceli küçük bir şifonyer var. Üzerinde doktorun elindekinin haricinde, üç tane gözlük daha var.

Asalet

Betimleyen: Emir YALÇINLI

İki adam karşılıklı durmuşlar. Arkalarında büyüklü küçüklü bulutlar var.

Soldaki adam gözünü kapatıp kaşlarını kaldırmış. Boyu sağdakine göre biraz daha uzun. Saçları yukarıya doğru bitiyor. Kalın bir ensesi, uzun aşağı sarkık bir burnu ve gıdısı var. Başını öne eğmiş, tavizsiz, inatçı birinin duruşuyla…

Sağdaki adamın yuvarlak pörtlek gözleri açık, diğer adama bakıyor. Saçı yok, burnu ileri doğru uzun, ağzı açık. Burnunun altındaki siyah çizgi bıyık olsa gerek. Ensesi kalın, gömlek giymiş, üzerinde ceket var. Onun pörtlek gözleri ve aralanmış ağzı da şaşkın, dumur bir adamı anımsatıyor.

Konuşma balonları: (büyük harflerle yazılmış)

Gözleri kapalı, soldaki adam: “SUSKUNLUĞUM ASALETİMDENDİR…”

Sağdaki adam: “BEN DE DEDİM MAL HERALDE.”

Paralı Eğitim

Betimleyen: Emir YALÇINLI

Karikatürde iki tane çocuk var. İkisi de beyaz tişört giymiş, sağdakinin mavi, soldakinin mor sırt çantası var. Çocukların boyunun iki katından daha uzun basamaklar var önlerinde. Görüntüye sadece 4 basamak sığıyor ama ekrana sığmayan daha fazla basamak var çıkmaları gereken. Boylarından uzun basamakları geçmeyi sağlayan, para banknotlarından oluşan küçük basamaklar var. Mavi sırt çantalı, sağdaki çocuk para banknotlarının üzerine basarak, rahatça basamakları çıkıyor. Soldaki, mor sırt çantalı çocuksa büyük basamaklardan en aşağıdakinin tepesine tutunmuş, diğerine geçmek istiyor, güçlükle tırmanmaya çalışıyor. Başının üzerinde, havada, akıttığı ter damlalarını simgeleyen iki oval damlacık çizili. Bu sırada sağındaki, mavi sırt çantalı çocuğun basamakları para banknotlarını kullanarak rahatça geçmesine şaşırarak bakıyor.

Baba

Betimleyen: Selin AKGÜL

Bir odada hardal sarısı tonundaki koltukta kollarını başının altına yerleştirmiş bir vaziyette sırtüstü yatan bir adam var.

Görselin sol kısmında ve ön planda duran antenli televizyon içerisindeki sese ait konuşma balonu: ZAMANINDA ATALARIMIZ CANLA BAŞLA SAVAŞMASAYDI BUGÜN BABAMIZ BELLİ OLMAZDI…

Koltuğun ön tarafında halı üzerine oturmuş bir erkek çocuğun konuşma balonu: AMAN BİZİMKİSİ BELLİ OLUYO DA NOLUYO DE Mİ ANNE?

Görselin sağ alt köşesinde sadece yüzünün bir kısmı gözüken annenin konuşma balonu: ŞŞŞ.. DUYAR.

Koltuk üzerinde uyuyan adamın üzerinde beyaz tonda kalın askılı bir atlet, altında da kahverengimsi pijama gibi gözüken hafif bir pantolon var.

Adamın göbeği açık ve kollarında, suratında, göbeğinde kılı temsil eden siyah noktalar var. Bir hayli kıllı ve kocaman bir adam.

Çocuk iki elinde üç tane üst üste olacak bir şekilde yuvarlak halka gibi bir şey tutmuş. Çocuğun üzerinde kalın askılı atlet gibi bir üst ve altında kahverengi bir şort var. Gözleri pörtlek gibi yuvarlak ve iri. Ağzı açık bir şekilde durmuş ve kulağının biraz üst kısmından turuncu, kıvırcık saçları gözükmüş.

Yüzünün sadece yarısı görünen annenin de turuncu saçları var. Baygın bakan gözleri, ince kaşlarıyla çocuğa ve adama arkası dönük.

Çok Düşün Az Konuş

Betimleyen: Selin AKGÜL

Görselde dışarıda duran iki adam var.

Kalın camlı gözlük takmış ve burnu uzun olan entelektüel görünümlü adamın konuşma balonu: ÇOK DÜŞÜNÜP AZ KONUŞMALISIN…

Başına geçirdiği kırmızı huni başını vakumlamış gibi gözüküp yüzü kendini sıkmaktan şişmiş adamın konuşma balonu: YİHHUU!! İÇİMDE PATLIYOR!!!

Gözlüklü adamın burnunun altında ince bıyıkları ve çenesinde de top sakalına benzer bir sakalı bulunmakta. Alnı açık. Üzerinde açık pembe bir gömlek, V yaka bir süveter ve kırmızı tonda bir ceket var.

Hunili’nin burnunun ucu kıvrımlı ve iki elini balon gibi şişen yüzünün yanaklarına koymuş. Ağzı açık, gözleri pörtlek, kirpikleri çizilmemiş. Üzerinde de uzun kollu beyaz tonda bir kazak var.

Fonda açık pembe gökyüzü ve koyu pembe tonunda otlar var. Gökyüzüne yer yer beyaz bulutlar yerleşmiş.

Ve yine arka fonda, görselin sağ kısmına gelecek bir biçimde üç tane her biri birbirinden uzun olacak bir şekilde gri tonda binalar mevcut.

Minik Tavşan

Betimleyen: Selin AKGÜL

Bir odadaki kahverengi tek kişilik yatakta uzanmış uyanık erkek çocuğu ve yanı başında oturmuş bir adam…

Elinde kitap tutan adamın konuşma balonu: MİNİK TAVŞAN HATASINI ANLAMIŞ VE ORMANDAKİLERDEN ÖZÜR DİLEMİŞ… BİR DAHA DA HİÇ ÖYLE DAVRANMAMIŞ ÇÜNKÜ TIRSMIŞ.. LAFININ ARKASINDA DURAMAMIŞ.. ORMANDAKİLER ONU SEVSİN DİYE GURURUNU AYAKLAR ALTINA ALMAYI TERCİH ETMİŞ…

Gözlerini irice açmış olan çocuğun konuşma balonu: O..SPU ÇOCUĞU…

Çocuk başını mor bir yastığa dayamış ve sırt üstü uzanmış. Şişko yanakları yatınca iki yana sarkmış. Göz bebekleri beyaz yuvarlakların içinde nokta şekliden çizilmiş. Çenesine kadar çekmiş yorganı, kolları da içerde. Yatağın baş ve alt kısmında kahverengi tonunda tahtadan destekler mevcut.

Görselin sağ alt köşesinde, yatağın yanındaki komodinin üzerinde kırmızı tonda, başı bir kovanın ters konulmuş hali gibi gözüken bir gece lambası var.

Adamın kafası iri, burnu kırmızıbiber gibi, kocaman ve burnunun altında uzunca kapkara bıyıkları, çok uzun olmayan sakalları var. Çenesi neredeyse boynundan aşağı sarkmış. Kulakları koca suratına nazaran, minicik.

Miranda Kerr

Betimleyen: Seslin AKGÜL

Bir odada oturmuş ya da kapladığı alan nedeniyle oturmuş gibi görünen, önündeki masa koca bedeninin yanında minicik kalmış  kilolu bir kadın resmedilmiş.

Görselin üst kısmında, kahverengi tonundaki duvar üzerinde, siyah tonda ve küçük harflerle yazılmış bir yazı var.

Sevgili Hasibe,

Victoria’s Secret ailesi olarak başvurunu değerlendirdik. Defileye çıkman bizi çok mutlu eder. Ancak hemen manken olmak için acele etme. Sabırlı ol. Zamanı gelince eminim harika bir Victoria’s Secret mankeni olacaksın. O zamana kadar defilelerde seni podyum olarak kullanabiliriz… Kim bilir, bir parça egzersizden sonra belki kulis bile olabilirsin. Ah hah hah hah hah hah!!!!!! Ulan çok güldüm yaaa.. Fakat iyi güldüm haa… Güzel güldüm yalnız. Sevgiler. Miranda Kerr.’

Mektubu elindeki kağıttan okuyan kırmızı, kısa saçlı obez kadının iç ses balonu: O..SPU ÇOCUĞU…

Kadının kafası, bedeni aşırı büyük, dudakları, kolları ve elleri çok küçük.

Kahverengi masanın üzerinde açılmış bir mektup zarfı var.       

Duvarın üzerinde de birbirine yakın bir şekilde durmuş iki tablo asılı.

Naber?

Betimleyen: Selin AKGÜL

Cadde üzerinde bir adam ve bir kadın karşı yönlerden birbirlerine doğru yürüyorlar.

Görselin sağ kısmında elleri cebinde yürür vaziyette olan adamın iç ses balonu: ASLINDA Bİ KIZ BULUP EVLENMEK LAZIM AMA O ZAMAN BU MAAŞ SİKSEN YETMEZ, DAHA YÜKSEK MAAŞLI Bİ İŞ BULMAM GEREK, O DA EKSTRA MESAİ VE SORUMLULUK DEMEK… YİNE EN İYİSİ BÖYLE DURMAK YAA… NE DEMİŞLER: AZICIK AŞIM KAYGISIZ BA…

Görselin sol alt köşesinde sadece başı gözüken ve el sallar gibi durup gülümseyen kadının konuşma balonu: SELAM NABER?

Uzun burunlu, gözleri yuvarlak olan elleri cebinde yürür vaziyette olan adamın iç ses balonu: HAY SKİMM YAA…

Adam beyaz bir gömlek, siyah kravat ve Sarı tonlarında bir ceketle… Altına açık kahverengi tonda bir pantolon ve koyu kahverengi tonda bir ayakkabı giyinmiş.

Kadının saçları kıvırcık ve sarı tonda. Üst dudağı aşırı büyük ve kırmızı ruj sürmüş gibi. Hafif dişlek kadının alt dudağı minicik.

Fonda, görselin sol ve sağ kısmında bitişik gri tonda binalar bulunmakta. Gökyüzü açık gri tonunda gibi ve üzerinde bulut çizili..

Annesinin Kınalı Kuzusu

Betimleyen: Melek AŞIK

Karikatür beyaz fonda kenarları ince, siyah dalgalı kare bir çerçevede… Grinin ve mavinin tonlarının hakim olduğu, petrol yeşili perde asılmış odada anne ve 4 yaşlarındaki oğlu koltukta oturuyorlar.

Aralık dudaklarla, sevgiyle oğluna bakan annenin konuşma balonu: Dünyamız önceleri toz ve kir bulutuydu. Her yeri yağlıydı ve teke gibi kokuyordu. Güzzeelce sildim, ovaladım, pırıl pırıl yaptım senin için kınalı kuzum.

Düşünceli düşünceli boşluğa bakan Kınalı Kuzu’nun iç ses balonu: Nasıl hakkını ödiycem lan ben bunun…

Atlet külotla oturan Kınalı Kuzu, öne doğru eğilmiş. Elleri, iki yana açtığı bacaklarının arasında. Dudaklarını sımsıkı kapatmış alt çenesini öne almış. Ayaklarının topuktan sonrası yukarı dikili… Sağ ayak parmaklarının bir kısmını içeri çekmiş, sol ayak parmaklarını ise aralamış. Hatları siyah, beyaz vücudu orantılı değil; kolları bacaklarından daha ince. Seyrek, kısa siyah saçlı kafası üst gövdesine göre büyük. Yuvarlak, alnını geçen kocaman göz çevreleri hafif dik biçimde bitişik. Siyah göz bebekleri nokta kadar…  Burnu, kulakları ise küçücük Kınalı Kuzu’nun… Sağında, yan şekilde dizlerinin üzerinde oturan annesi, kolunu koltuğun kolçağına yaslamış. Toplu bir kadın… Uzun kollu bir bluz, diz altı bir etek ve bilekleri büzgülü kısa çoraplar giymiş. Başındaki çemberin uçlarını alnının ortasında kuyruksuz fiyonk yapmış. Elips şeklinde, bitişik büyük göz çevreleri, geniş etli dudakları ve dudaklarının bile önüne geçmiş, patlıcana benzeyen uzun bir burnu var. Karikatürün ortasında olan koltuğun sağındaki sehpaya içinde bitki olan bir vazo konmuş. Koltuğun yaslandığı, tavana doğru rengi koyulaşan duvarın sol kısmında üst tarafları konuşma balonuyla kapanmış iki çerçeve asılı.

Sayfa Görüntüleme : 637